"Bartu Ben" Lümpen Biri Dizi Olmuş! | bibaksana My title

“Bartu Ben” Lümpen Biri Dizi Olmuş!

AnasayfaDiziler

Written by:

Views: 62

Evet, kesinlikle, dört bölümün ardından “Bartu Ben” in bende bıraktığı hissiyat “lümpen” bir karakterin, lümpen hayatının anlatıldığı bir dizi olduğu yönünde…

Peki “lümpen” nedir?

Marksizm terimlerinden biridir.

Günümüzde nedense anlamı fena halde değiştirilmiş ve baya baya çarpıtılmıştır.

Karl Marks “lümpen” için ‘toplumsal sınıf bilinci olmayan, içinde bulunduğu toplumun kültürüne yabancı düşen topluluklardır’ der.

Yani…

Köksüzleşmiş kişi ya da kişiler…

Sınıfsız, kendini hiçbir sınıfa ait hissetmeyen bireyler…

Bizde nedense “lümpen olmayı” cepteki parayla ölçen bazı kafalar var ama işin aslının bununla alakası yoktur.

Ayın sonunu aç geçiren ama çalışan, çaba harcayan, savaşan insanlar için lümpen terimi kullanılamaz.

Zira lümpen kişi, iş bulsanız da çalışmaz.

Hep “çalışmamak” için bir nedeni vardır.

Genelde de bu nedeni hep “ulvi” bir noktaya bağlar.

Ama aslında hep üstten bir bakışı vardır.

Kendini oraya yakıştıramaz.

Ama insan kumaşına yakışmayacak her şeyi de yapar.

Ve tek derdi günü atlatmaktır.

Aşağı işaret sembolü

Mesela “Bartu Ben” dizisinde olduğu gibi…

Parası suyunu çekmesine rağmen aylarca 5.000 TL kirası olan evde oturup, kirayı ödemeyip, ev sahibinin telefonlarına çıkıp izahat verme gereğini bile görmüyor.

Apartmanın aidatlarını ödemiyor.

Sonra gece barda herkese viski ısmarlayabiliyor.

Ama inatla dizilerde oynamak istemiyor.

Çünkü onun ulvi tercihleri var.

Çünkü o, sinema ya da tiyatroda boy göstermeli…

Ya da bir kadının çantasını gözünün önünde kapkaççılar alınca, önce refleks olarak kapkaççıları kovalıyor,

Sonra nefesi kesilince etrafa “hırsız” diye bağırıyor,

Millet sesine koşup hırsızı değil de yanlışlıkla hırsızı kovalayan çantanın sahibi olan kadını pataklamaya başlayınca da,

Kendi neden olduğu soruna bulaşmamak için çaktırmadan olay mahallinden vınlıyor.

Yani…

Bu kişiler hayat felsefesi gereği, hep kovalamış ve çabalamış gibi yapar ama daima kaçmaya daha yatkındırlar.

Kısacası bir nevi “BİLE İSTEYE” arafta olma hali…

Bartu Ben” dizisinin Bartu karakteri; şöhretin ve zamanında kazandığı paranın gerektirdiği sınıfa girememiş, gerektiği evrimi yaşayamamış ve o şöhretin ona sağlayacağı saygıyı görememiş biri…

Dolayısıyla da o şöhretin gerektirdiği kültüre yabancı ve bu yabancılık yüzünden de tedirgin.

Onun için aslında baya baya “sonradan görme” de denilebilir.

Ha bu noktada “kimse (ünlü çocukları hariç) şöhretli doğmuyor” diyebilirsiniz.

Evet, doğru…

Ama aynı durumda olan “KİMİLERİ” önce bir salaklaşır, havaya girer, ne oldum der, etrafa kök söktürür sonra yavaş yavaş kendine gelir, durumunu toparlar, dengeleri oturtur, kişisel evrimi için çaba harcar, öz yönetimini doğru yapar.

Kimi de bir türlü o sınırlarını aşamaz.

Aşağı işaret sembolü

Bartu ve dizideki çoğu karakter de, işte bu sınırlarını aşamayan tiplerden oluşuyor.

Tam da bu nedenden, bu diziyi; izleyip ya çok seversiniz ya da nefret edersiniz…

Ama asla arafta kalmazsınız…

Boşlukları biz zahmet siz doldurun.

Göz kırpan ifadesi

Gelelim teknik meselelere…

Bence Bartu karakteri, tam anlamıyla yerine oturtulmamış.

Köşeleri çizilememiş.

Mütemadiyen kafası mı güzel yoksa başka bir sorunu mu var, ben anlayamadım.

Bazı kilit yerlerde andaval tonundan yürüyor, bazı yerlerde de söyledikleri ile, hazırcevaplılığı ile dumur ediyor.

Zeki mi, aptal mı, yoksa hiçbiri mi?

Dört bölüm boyunca bu sorunun cevabını bir türlü bulamadım.

Bu cevap bulamama durumunun en temel nedenlerinden biri de, büyük ihtimalle dört bölüm boyunca bir şey olmuyor olması…

Hikaye bir yere gitmiyor.

Hani bir karakterin yolculuğunu anlatıyorsan bile aslında bir şey olmalı ya, o bu dizide yok.

Niye yok?

Bu kafalar nasılsa satar diye düşünüp mü koymadılar bilmiyorum ama bence yanlış yapmışlar.

Peki “Bartu Ben” trajikomik bir dizi mi?

Evet, kesinlikle trajikomik.

Peki, baştan sona gülüyor musunuz?

Hayır.

Zaten böyle bir iddiaları da yok.

Lakin beni bazı yerlerde fena güldürdü, fena şaşırttı.

Alt metinler, dokundurmalar enteresandı.

Bazı diyaloglara hayran kaldım.

Abartı mı?

Çokça var.

Hatta bazı yerlerde uçmuş gitmişler…

Öyle ki “gerçekçilik iddiası” ile yola çıkıp, kendilerini kaybetmiş ve kör dövüşüne talip olmuşlar.

Mesela Bartu’nun 18 yaşına yeni girmiş, üniversiteye başlayan kuzeni Gizmo…

Görünürde yan komşunun kızı…

Bartu ile barda karşılaşıyorlar.

Bartu onu önce tanımıyor, sonra Gizmo kendini hatırlatıyor.

Aynı gece Bartu’nun evinde iki adamla grup seks yapıyor.

Sonra Bartu’ya yani kuzenine ve yani ağabeyine, seks hayatıyla ilgili detay verdikçe veriyor.

Buna “gerçekçi olacağız” ile gerçekçi olacağımızı iddia edeceğiz o yüzden “b…. çıkarabiliriz” arasındaki kafa karışıklığı da denilebilir…

Bu arkadaşlar “b…. çıkarma” kısmında kalmış.

Sonra eşcinsel mercimek karakteri…

Acayip yüzeysel yazılmış.

Rahatsız edici boyutta…

Oysa eşcinselleri heteroseksüellerden ayıran en önemli özellik, bence varoluşlarında ki cinsel yönelimleri değil,

Bu dünyada devamlı kendilerini dışarıdan gözlemleyen, gözlemlemek zorunda kalan insanlar olmaları…

O gözlemlemenin de davranış şekillerindeki dışa vurumu…

“Bartu Ben”de mercimek karakteri o kadar sığ yazılmış ki, “eşcinsellik” değil de “ibnelik” kulvarından yürütülmüş gibi.

Sığ…

Sonuç olarak da yazık olmuş.

Yüzü kızaran ifadesi

Benim dizide en sevdiğim karakter kesinlikle menajer oldu.

Baya, baya gerçekçi kafada yazılmış.

Hani yüzünüze gülerek küfür eden, hep bildiğini okuyan ve işine geleni duyan, dünyanın en kötü şeyini bile iyiymiş gibi pazarlayan, umursamaz tiplerden…

İş bulamayan, tası tarağı toplayıp ana babasının yanına geri dönmeye hazırlanan oyuncu arkadaşlarımın menajer konuşmalarına tanık olmuşluğum var.

Gerçekten böyleler.

Hep gülümsüyorlar ama aslında o sırada akıllarında kırk tilki dolaşıyor.

Baya baya tüccarlar.

Ve pazarladıkları aslında “İNSAN”…

Neyse…

Kısacası menajer şahane olmuş.

Sonuç olarak dediğim gibi; bu diziyi ya çok seversiniz ya da hiç sevmezsiniz.

Hoş, bence dizinin de, “herkes beni sevsin” gibi bir derdi yok.

Zira bu psikolojiyi herkesin “deneyimlemesi de, yaşaması da, anlaması da” mümkün değil.

Başka bir kafa bu…

O kafayı bilenler için şahane…

Bilmeyenler ve hayatın içindeki o kafalara katlanamayanlar için de  zaman kaybı…

Dolayısıyla da “Bartu Ben” dizisinin belli bir hedef kitlesi var.

Ben bir bakın ama zorlamayın derim.

Birinci bölümü severseniz devam edersiniz.

 

 

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

İlginizi Çekebilir

Villası, Yalısı, Havuzu Olmayan Dizi, Adı Efsane!... Abartıdan uzak, küçük insanların küçük hikayeleri de diyebiliriz aslında, Adı Efsane için. Sağımızda solumuzda  ya da kendi hayatımızda olan insanl...
“Bir Deli Rüzgar”ın Yayın Tarihi Belli... Malum Fox TV 'nin yeni dizisi "Bir Deli Rüzgar" geri sayıma başladı ve yayın tarihi de açıklandı. Ancak önce dizi ile ilgili, hem fikrimi hem de ta...
Rüya’yı Yapanlar, Sizce Rüya Gibi Dizileri İ... Rüya 2. bölüm dün akşam Show TV'de  ekrana geldi ve bende inatla karşısına oturdum izledim. İnatla diyorum zira izlemek için gerçekten büyük bir en...
Bahtiyar Ölmez ve Ekşi Sözlük Yazarlarının Sırtına... Ekşi sözlük mevzusuna girmeden önce Bahtiyar Ölmez'in aslında yaz sezonuna uygun bir proje olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Yani kış için çok da d...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.