Beyaz Show'un Son Kullanma Tarihi Geçti, Net Bilgi! | bibaksana

Beyaz Show’un Son Kullanma Tarihi Geçti, Net Bilgi!

Programlar

Written by:

Views: 209

Beyaz Show, tam yirmi bir yıldır ekranda olan bir program.

Peki bu yirmi bir yıl boyunca programda neler değişti?

Belki bir miktar samimiyetini kaybetti, çekim teknolojisi gelişti, stüdyosu büyüdü…

Ve program sadece iki şeye hizmet eder hale geldi.

1) TAFF ve BKM gibi birkaç büyük sinema yapımcısının filmlerinin reklamını yapmak.

2) Konuklarını sohbet etmek yerine, resim muamelesi yapmak için çağırmak.

Mesela geçtiğimiz Cuma günü Tolgahan Sayışman ve Hande Erçel, Beyaz Show‘un konuklarından ikisiydi.

Beyaz doğru düzgün tek bir soru sordu, o da; Hande Erçel‘in aldığı ödüle Demet Akbağ‘ın yorumu ile ilgili olanıydı.

Peki sizce bu soru dışında program boyunca, o iki oyuncu kaç cümle kurmuştur?

Ben deyim on, siz deyin on beş.

“Sana bayan yanak diyorlar, herkes yanaklarına takık, Tolgahan dünya erkek güzeli, Tolga Sarıtaş mı Tolgahan Sayışman mı” minvalinde, ilkokul üç diyaloglarından bahsediyorum.

Yani konukları çok boşladım, arada bir şey söyleyeyim de ilgilenmediğimi düşünmesinler kıvamında hareketler.

Sonuç…

Tolgahan Sayışman ve Hande Erçel, program boyunca süs bebekleri gibi öylece oturdular.

Görsel de var, sözelde yoklardı.

Bu haftanın şarkıcı kontenjanından konuğu, Gökçe’ydi.

Beyazıt Öztürk’ü nasıl bilirsiniz?

Genelde programda soru bulamadığı zaman yaptığı hamleleriyle.

Yani…

“Gökçe’cim senin söylemek istediğin bir şey var mı” diye sormasını bekliyordum, sordu.

Ya da…

“Konserler var mı ve nerelerde” diye sormasını bekliyordum, sordu.

Ve…

Seyirciye “albümünü aldınız mı, sizin üniversiteye de geldi mi” diye sorup, el kaldırmalarını istemesini bekliyordum ki yaptı.

Daha da fenası; ilk sorunun cevabı, “söyleyecek bir şeyim yok” şeklinde geldi.

Hayır, bu soruyu sorarken cevap olarak yıllardır ne bekliyor, gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Ne diyecekti, “bu programa katılmama vesile olan sana, yapımcıma ve bugünlere kadar desteğini esirgemeyen annem ve babama teşekkür ederim” demesini mi?

İkinci sorunun cevabı, “belediye ve gece kulüplerinde sahnelerim var” şeklinde kısacık geldi.

Üçünü el kaldırma kısmı ise, tam anlamıyla felaketti.

Kimse el kaldırmadı.

Toplamda otuz saniye süren bu diyaloglar üzerine, Gökçe’nin garip gülüşleri de eklenince, ekran başında bana fenalıklar bastı.

Diğer konuklarsa; Fenerbahçe Erkek Basketbol takımı oyuncuları Gigi DatomeMelih Mahmutoğlu ile…

Jean-Claude Van Damme‘dı.

Aynı programda iki yabancı konuk…

Yani…

Programın büyük bir kısmı tercüme üzerinden ilerledi.

Enteresan bir programcılık kafası tabi…

Bu isimlere de sorulan sorular gereksiz, madeni bulup işlemek yerine, karşısında elma soyup yiyen adamın zeka seviyesindeydi.

Mesela Jean-Claude Van Damme‘ı  çok seven babayı, kızı ile programda misafir etmeye ne gerek vardı, anlamadım.

Bize ne bundan.

Özel bir hikaye değil ki…

O kadar istiyorsanız, kuliste buluşturun, fotoğraf çekilmelerini sağlayın.

Show programı yapıyorsunuz, bir dilek dile programı değil ki.

Sonuç…

Bom boş bir program.

Arada yapılan skeçlerin de yüzde doksan dokuzu güldürmeyen cinsten.

Geçtiğimiz hafta yaptığı, instagram filtreleri üzerinde kalmış insan skeçlerini izlerken, evlerde -20’lere tekabül eden ısılar ölçüldü, ekran başında donan vatandaşlar oldu.

Vizyona giren filmlerin oyuncularının ziyaretlerinde de amaç belli, reklam panosu olmak.

Peki geriye ne kaldı?

Beyaz‘ın şapşala bağladığı halleri.

Gemilerde Talim Var ve Bağdat şarkısı üzerinden kurulan basit, bayıcı, bıktıran diyaloglar.

Bu tembelliği ve rahatlığı anlamak gerçekten mümkün değil.

İzlerken benim içim şişiyor.

Orada süs bebeği gibi ağzını açmadan oturan konuklar ne hissediyor, gerçekten merak ediyorum?

İçlerinden görüneyim yeter mi diyorlar, yoksa ne işim var arkadaş burada mı diyorlar?

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir