Bir Garip Çamaşır Makinesi Masalı, Bizim Hikaye! | bibaksana

Bir Garip Çamaşır Makinesi Masalı, Bizim Hikaye!

Diziler

Written by:

Views: 368

Dün akşam gördüm ki, Bizim Hikaye‘nin başrol isimleri bugüne kadar “bir eksik” ile yazılmış.

Basın bültenlerini, Fox TV‘nin internet sitesini dün gece karıştırdım durdum ama maalesef ki hiç bir yerde adı geçmemiş (!)

O zaman bana eksiği tamamlamak düşer.

Bizim Hikaye‘nin başrollerini; Hazal Kaya, Burak Deniz, Reha Özcan ve çamaşır makinesi paylaşıyor.

Şaka gibi…

Finali bile çamaşır makinesiyle yaptılar ya ben ne diyeyim.

Aslında bu koşullarda kendisini Hazal Kaya‘nın da önüne yazmalıydım ya hadi neyse…

Dizinin ilk bölümünü çamaşır makinesi üzerine kurmak da ne arkadaş?

Çamaşır makinesi için tamirci çağıracağım, içini sonra boşaltacağım yoksa işe geç kalacağım, bunların kurutmalıları da çıkmış, çok gürültü yapıyor bu, ablam o olmasa nasıl çamaşır yıkayacak, ay gıcır gıcırmış, ben çamaşır makinesini istemiyorum gel al, peki çalıştırdın mı, çalıştırdım, sen benim donumun yıkanacağı şeyi nasıl alırsın, o makine geri gidecek, mis gibi makineyi niye geri verecekmişsin, kaç para verirsin bu çamaşır makinesine, 200, al senin olsun…

Ve final…

Babanın o makineyi satması sürpriz mi?

Hayır.

Şimdi ne olacak dediğimiz bir durum mu?

Değil, zira babanın bu hallerine aile, mahalleli , herkes alışkın.

Peki burada  2. bölüme atılan heyecan dolu ve seyirciyi çekecek çengel var mı?

Yok…

Ne diyeyim ki ben şimdi.

fox tv

“Çamaşır makinesinin başına ne geldiğini merak ediyorsanız, ikinci bölümü mutlaka izleyin” kafasında bir final yapmak kimin fikriyse, bence geri dönmemek üzere olay mahallini biran önce terk etsin.

Zira çamaşır makinesine yüklediğiniz manayı azıcık iki ayaklı ana karakterlere yükleseydiniz,  bir dizide olmazsa olmazı koymayı unutmazdınız.

Yani ana karakter motivasyonunu.

E o motivasyon olmayınca da, ister istemez takip duygusu zayıf bir proje ortaya çıkmış.

Büyük hayal kırıklığı…

Açıkçası sezonun en merak ettiklerim listesindeki ilk beş işinden biriydi Bizim Hikaye.

Bu nedenle de pek bir iştahlı oturdum ekran karşısına.

Öyle Shameless beklentim de yoktu zira olmayacağını biliyorum.

Ama…

Yapım şirketi ve kanalın kendi elleriyle “Shameless” üzerinden yürüttükleri pr’ın dönüp dolaşıp diziye sıkıntı çıkaracağını da biliyordum.

Ki öyle de oldu…

Bu uyarlama işini Türkiye’de çözen çok az sayıda senarist var.

Hatta sadece iki kişi bu işi hakkıyla yapıyor desem en doğrusu olur.

Zaten şöyle bir Türkiye’nin yakın gelecekteki dizi tarihçesine bakarsanız, uyarlama işinde uzun soluklu işler yapan, bölümleri yayınlandığında neredeyse Türkiye’de sokakların boşaldığı işlerin senaristine bakın, o iki isme ulaşırsınız.

Onlardan sonra da ne yazık ki, sektörün önünü tıkayan bazı kodamanlar nedeniyle, bu uyarlama işini hakkıyla yapabilen kimse çıkamadı.

Bunu dememin en büyük nedeni de; yazan, çeken, yapan ve yayınlayan tayfanın uyarlamadan çıkardıkları sonucun “bize uygun olabilecekleri al, uymayacakları at” kafasında sıfır yaratıcılıkla mevzuya bakıyor olmaları.

Daha basit bir bakış açısıyla, Shameless‘ın bizde yayınlanamayacak kısımları yani “seks, alkol ve uyuşturucuyu at” geriye ne kalıyor?

Yoksulluk ve geçim sıkıntısı…

Bakınız Bizim Hikaye

Bu noktada asıl merak ettiğimse neden masraf edip dizinin yayın haklarını satın aldıkları?

Mevzu seks, uyuşturucu, alkol değil ki.

Shameless’ı Shameless yapan sadece bunlar dersek çok sığ bir bakış açısı olur.

Zira orada “hadi canım” dediğimiz her şey bir çeşit eleştiri.

Çünkü utanmazlar alışılagelmişin dışındaki karakterler.

Bir nevi ötekileştirdiğimiz her ne varsa işte onlar utanmazlar.

Benim beklentim; Shameless’ın utanmazlarının yerine, Bizim Hikaye’nin utanmazlarını koyabilmeleriydi.

Kocasından eziyet gören bakkalın karısına aşık olmak buna örnek mi?

Ki kocayı kötü yaparak, alt metinde çocuğa ve kadına haklılık çengeli atıyor, durumu hafifletiyorsunuz.

Sonra yakışıklı ve eve çamaşır makinesi gönderecek kadar “güçlü bir erkek” ve “mağdur kız”, Türkiye’nin utanmazı olabilir mi?

Yapmayın, etmeyin…

Bu hal gitti geldi aynı iskeleye yanaştı durumundan başka bir şey değil.

Milyon kez işlendi bunlar.

Uyarlama diyorsak oradaki her aile karakterine gerçekten bir aykırı özellik ekleyecektiniz.

Mümkünse de daha önce yapılmamış bir aykırılık, farklılık bulacaktınız.

Biz de yaratıcılığınıza sağlık diyecektik.

Zira Shameless diye diye insanları bir beklenti içine sokmayı planlarken, bunu da hesaba katmanız gerekirdi.

Mesela mı?

Yazılarımda mümkün olduğunca örnek veriyorum ki, hariçten gazel okumak olmasın diye…

Mesala; çocuklardan birine, şu son dönemde mevzusu geçen ve çocukları intihara kadar götüren oyun bağımlısı yapabilirsiniz. (hani deniz canavarı olan, ismini bilen biliyor)

Bu oyunda her set up’da yeni bir görev veriliyor ve insanların kendilerine zarar vermesi sağlanıyor.

Bu yolla acıya alıştırarak, 40. günde intihara götürülüyor.

Al sana 40 bölüm gidecek çatışma.

Her bölümde paralelden yürüyecek, Filiz’in çözüm arayacağı başka bir olay.

Daha önce işlenmemiş bir konu.

Ayrıca diğer yandan da, hayatını televizyon önünde geçiren ebeveyn kitlesine, çaktırmadan bilinçlendirme yapabilir, güzel de bir işe yarardınız.

Bu kadar zor mu farklı şeyler bulmak?

Bu işi yapıyorsanız bence olmamalı…

Zorsa, yapmamalısınız.

Bakın şunu kabul edebilirdim;

Dört kardeşi ve babayı aykırı tipler yaparsınız ve sadece Filiz’in nötürlüğünü korursunuz, o zaman derim ki burası Türkiye, izleyicinin kolayca özdeşleşmesi için kadın karakteri böyle bırakmak doğru olabilir.

Ama bu haliyle de değil.

Öğretmen masasını yakan, arkadaşlarını tuvalete kilitleyen, okul arkadaşlarının silgilerini gasp eden çocuk aykırı mı oluyor yani?

Yapmayın yahu…

Bu arada “sessizce hapşırmaya çalışan erkek ibnedir” diye tweet atan homofobik arkadaş “Çağatay Akman“ın müziğini kullanmak da neyin kafası?

Dizinin orjinalinde olan eşcinselliğin Türkiye’de kullanılamıyor olmasının ikiyüzlülüğünü geçtim de, sanırım yapanından, çekenine, yayıncısına bir çeşit gönderme yapılmak istenmiş.

Yani öyle ya, bu Çağatay Akman kişisinin geçmişini bilmiyor olamazsınız değil mi?

“Haberimiz yoktu” cevabını ancak ve ancak, gazete ya da haber siteleri okumuyoruz derseniz kabul ederim ki, bu daha fena bir şey, bence demeyin.

Bu eşcinselliğe bakış açısı artık kabak tadı vermeye başladı, nokta.

Dizi sektörünün belli bir kısmının gay karakterleri ancak abuk subuk hallere sokarak, aşağılayarak kullanabiliyor olması da ayrıca mide bulandırıcı.

Siz o dizileri zaten biliyorsunuz, buraya bir bir yazmaya gerek yok.

Ama Çağatay Akman’ın müziğini, Shameless uyarlaması diye pr yapılan bir işe koymak, bence utanç vericidir, net bilgi.

Gelelim küçük notlarıma…

Dövüş sahnesi kötüydü.

Hazal Kaya bana göre hep aynı şeyi oynuyor, Bakınız Maral, bakınız Adını Feriha Koydum

Filiz neden Barış’ın vale olduğunu öğrenince mutlu oluyor, anlamadım.

Anlatılmak isteneni anladım da ikna edici değil baabından söylüyorum.

Filiz hediye gelen çamaşır makinesini istemiyorsa neden kurdurdu, bilen beri gelsin.

Hızlı koşma sembolü

Veeeeee….

Bir zahmet senaristlere en acilinden bir matematik hocası tutulmalı…

Bakınız Yayınlanan Bizim Hikaye 3. Teaser‘a.

Filiz tanıtımda, “annem bizi terk ettiğinde dokuz yaşındaydım” diyor.

Diyelim ki Filiz en iyi ihtimal şu an 20 yaşında…

Dikkat!

Yüz puanlık sorum geliyor…

Eğer anne, Filiz dokuz yaşındayken evi terk ettiyse, o dört yaşındakini ufaklığı nasıl doğurdu?

Babasıyla transa geçerek ilişkiye girip, mesafeler arası hamile kalıp, çocuğu postayla mı gönderdi?

Neyse der, devam ederim…

Filiz ufaklığı bırakacak yer bulamayınca, çamaşırcıya yanında götürdü.

Çocuk uyuya kaldı.

Filiz çamaşırları taşırken, onu gördü.

Ne tesadüf ki elindeki çamaşırların en  üstünde de “lacivert ikea polar” vardı.

Hop üzerine örttü.

Yapmayın ya, yapmayın…

Bunlar küçük ama önemli ayrıntılar.

Sonuç olarak ben seyredecek miyim Bizim Hikaye‘yi?

Evet, izleyeceğim…

Üzgünüm ama ne kadar eleştirirsem eleştireyim; Ateşböceği, Ver Elini Aşk ve Kanatsız Kuşlar‘la aynı segmentte bir iş olduğunu da düşünmüyorum.

Hiç değilse belki toparlarlar beklentim var.

Dua sembolü

Bakalım haftaya çamaşır makinesinin başına neler gelecek?

Ve reytingler…

Aşağıdaki tabloda günün dört dizisinin karnelerini veriyorum.

Bu listedeki sıralama elbet değişecektir ve herkes hak ettiği yeri bulacaktır.

Ki aslında yaz boyunca yazmalara doyamadığım dizilerin yerini bulmaya başladığını da 3. ve 4. sıralara baktığınız da görüyorsunuz.

Bu durum ilk iki sıra için de yaşanacaktır.

Bekleyin ve görün derim…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.