"Bu Sayılmaz" Kadrosuyla, Bu Kadar Kötüsünü Yapmakta Bir Başarı! | bibaksana

“Bu Sayılmaz” Kadrosuyla, Bu Kadar Kötüsünü Yapmakta Bir Başarı!

AnasayfaDiziler

Written by:

Views: 190

Bu Sayılmaz‘ın 1. bölümü için dün akşam büyük beklenti ile oturduğum koltuktan, acayip mutsuz kalktım.

Dev hayal kırıklığı…

Bölüm sonu gelmek bilmedi deyim siz anlayın.

İnanılacak gibi değil.

Senaryoyu aldığınızda da mı anlamadınız, elinizdeki malzemenin komediyle uzaktan yakından alakası olmayan bir metin olduğunu, bin tane klişeyi barındırdığını.

Anadolu’nun bağrından kopmuş türkücü karakteri mi kaldı?

Milyon kez yapıldı artık içimiz kaldırmıyor.

Garip, görgüsüz, burnu havada zengin aile konsepti, sömürüldü sömürüleceği kadar da, tedavülden kalkalı yıllar oldu.

Hani illa kullanacaksanız da türkücüyü, görgüsüz zenginleri, o zaman içine yeni bir şey katın ki biz de “vay be” diyelim.

Donald Trump’a benzeyen bir Belediye Başkanı koyup, adını da “Kramp” takarak mı insanları güldürmeyi planlıyorsunuz?

Ya da aniden üzerinde önlüğü ile “ben doktorum” diyerek beliren bir klişe ile mi?

Komedi bu değil ki…

Orada “ben doktorum” diyen doktor yerine, bir kadının “ben doktor karısıyım” diyerek müdahale etmeye kalkışmasından komedi çıkar.

Komedi, hayatın olağan akışının tersten okunuşunun mantık çerçevesinde yapılmasıdır.

Basit bir örnek…

60 yaşındaki ev hanımı anne ile 65 yaşındaki muhasebeci babanın kavga ettiğini düşünelim.

Soru şu, kavgadan sonra eve babanın içip sarhoş gelmesi mi komiktir, annenin içip gelmesi mi?

Tabi ki babanın içip gelmesi gayet olabilecek bir haldir.

Oysa ömründe hiç içmemiş annenin, canına tak edip içmesi ve eve zil zurna sarhoş gelmesinden şaka çıkar.

Olağanın tam tersi…

Bu kadar mı?

Tabi ki değil.

Şakayı zirveye çıkarabilmek için o anneyi, o noktaya getirecek doğru hamleleri yapabilmek de gerekir.

Yani bir lastik düşünün, annenin içme anına kadar o lastiği son noktaya kadar germelisiniz ki, hem inandırıcı olsun hem de bıraktığınızda komedi çıksın.

fox tv

Eğer komedi yapıyorsanız ve bu bir de sit-com ise inanın bana, ne başrol ne de yönetmen aslında çok da önemli değildir.

Esas olan senaryoyu kimin, nasıl yazdığıdır.

Zira sitcomda yönetmenlik namına çok da aksiyonel bir durum yoktur.

Orta siklet bir yönetmen gözü kapalı çekebilir.

Çünkü sit-com’da yönetmenin işi aslında, açılardan çok oyuncuyu yönetmektir.

Başrollerin ünlü isimlerden oluşması da,  ancak ilk bölüm için herkesi ekran karşısına çekmeye yarar.

Yani ağzımızı sulandırır, o kadar.

Elde tıpkı “Bu Sayılmaz“da olduğu gibi kötü bir senaryo varsa, ünlü oyuncular ancak bir bölümü böyle ite kaka izlettirebilir.

Siz iyi bir senaryo yazın, isimsiz ama iyi oyuncuları koyun, inanın bana tadından yenmez, fenomene dönüşen bir iş haline gelir.

Ki bunun onlarca örneği Türk dizi tarihinde var.

fox tv

Çok merak ediyorum, mesela yazarken senaristler güldüler mi?

Oyuncular okurken eğlendiler mi?

Sette çekerken “çok iyi” dediler mi?

Senaristler genelde iyi yazdıklarını düşünürler o soruyu hadi geçelim.

Peki ya diğerleri?

Cevap aslında koca bir “hayır” olmalı.

Zira komedi yapacağım iddiası ile yola çıkıp içine gülmece koymayı unutmuş bir iş “Bu Sayılmaz“.

97 dakika boyunca sadece bir sahneye gülümsedim, o da Armağan’ın “ben eve gideyim artık” deyince, Cengiz’in “halay seni bıraksın” demesi oldu.

Nokta…

Mesela Binnur Kaya‘ya niye öyle bir rol yazıldı, acaba sevimsiz olsun diye mi?

Ben ilk kez kendisini bu kadar itici bir rolde izledim.

Derya Şensoy‘un oynadığı Cansın rolü ne öyle?

Hoş böyle tek tek karakterleri yazarsam sayfalar yetmez.

Bir dede var, mütemadiyen kendini öldürmeye çalışan ve hiç konuşmayan, ona da “eh işte” diyebilirim.

Başrol, yan rol bir tane karaktere doğru düzgün komedi namına bir şey yazılmamış.

Aslında yazılmadığı da sahneler esnasında oyuncuların replik trafiğindeki duygusuzluktan da anlaşılıyor.

Zira diyaloglar akmıyor.

Sonra seyirciler niye orada?

Zaten sahneler arasında bir kopukluk söz konusu, bir de seyirciye ve dönen koltuklara kesince, insan olaydan iyice kopuyor.

Projenin matematiğinde bir sorun var.

Sahneler arasında geçişler çok uzun sürüyor.

Sanırsınız tiyatrodayız da antrakt verilmiş.

Ama tiyatroda koca oyunda bir tane ara verilirken, Bu Sayılmaz‘da her sahne arasında sanki ara verilmiş gibi.

O da yetmiyor, zamanda geçmişe gidilmek için oyuncular sahnede kostüm değiştiriyor, o esnada 20 saniye geçiyor.

Sonra tekrar günümüze dönmek için yine sahnede kostüm değiştiriyorlar ve bir yirmi saniye daha geçiyor.

settar tanrıöğen

Bu Sayılmaz; tiyatro desem değil, sit-com desem değil, ne olduğu belirsiz, içinde her şey olup da sonuç olarak hiçbir şey çıkaramamış bir iş.

Asıl anlayamadığım ise bu kadar komedi üretme yeteneğinden uzakken, komedi yapma iddiası ile yola çıkabilme cesaretini kendinde bulabilmek.

Sonra bu iddiaya, yapımcıdan kanala başkalarının da katılabilmesi.

Gerçekten şaşırtıcı.

Sen rüya kadroyu kur, beklentiyi zirveye çıkar sonra koca bir balon çık.

Yazık…

Ve ratingler…

Bu kadar kötü bir iş yapınca da, sonuçlar tabi ki iyi gelmedi.

Bu Sayılmaz, Total’de 1,92 rating ile 10. sırada, AB’de 2,53 ile 4.sırada yer aldı.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.