"Aslan Ailem" Şahane Bir Aile Dizisi... | bibaksana

“Aslan Ailem” Şahane Bir Aile Dizisi…

Diziler

Written by:

Views: 134

Olacak-mış, kenarından dönülmüş net bilgi…

Zira dizinin yüzde ellisini, ciddi kafa patlatarak ete kemiğe harika bir şekilde büründürdükten sonra, sanki yazarların pilleri bitmiş de, geriye kalan yüzde elliyi baştan savmışlar gibi bir hava söz konusu.

Şöyle ki…

Aslan Ailem; zengin hayat ve orta halli hayat olmak üzere iki aks üzerinden yürüyen bir hikayeye sahip.

Aslanlar, bir çiftlikte yaşayan orta halli ve fena eğlenceli bir aile.

Sanırım uzun zamandır izlediğim en komik  insanlar desem yanlış olmaz.

Yedi kişiden oluşan bu ailenin her bir üyesi, nevi şahsına münhasır  ve muazzam bir titizlikle yaratılmış.

Diyalog kalitesi şahane…

Ama…

O yedi karakteri bir kenara koyarsak, geriye kalan her karakter, her olay fena çalakalem yazılmış.

Öyle ki izlerken, o aile üyelerini ete kemiğe büründüren kalemler, nasıl oluyor da bunları yazmış demeden edemiyor insan.

Daha da fenası, bu “çalakalem yazılanlar” dediğim grupta, ana kadın karakter de var. 

Hemen söyleyeyim, Burcu Özberk‘in oyunculuğundan hiç haz etmiyorum.

Kendisiyle ilgili; sanki tek bir rolü varmış da, her fırsatta çıkarıp bize sunuyormuş gibi bir hissiyatım söz konusu.

Bakınız Güneşin Kızları, bakınız Şahane Damat, bakınız Aslan Ailem

Çenesi fazla çalışan, başına gelenler sonucunda dünyası yıkılan ve birilerine inanmaya, güvenmeye ihtiyaç duyan, alt metinde duygusal ama her daim kuyruğu dik tutmaya çalışan bir kadın karakterden, kendisinin anladığı yapı, bana pek de doğru gelmiyor.

Ve sonuç olarak da aslında sevmemiz gereken “kadın ana karakter” bir anda sevimsiz birine dönüşüyor.

Öyle ki “çok yakışıyorlar, keşke birlikte olsalar” dememiz gerekirken, kendimizi ana erkek karaktere “aman evladım kaç ” derken buluyoruz.

Aslan Ailem‘de de aynı hal söz konusu.

trt1

Tabi bu noktada tüm suçu Burcu Özberk‘in üzerine atmak hata olur.

Çünkü senaryoda da Burcu Özberk‘in canlandırdığı Burcu karakteri; hem motivasyonu açısından, hem de ailesi, okulu, arkadaşları için yaratılan dünya açısından bakıldığında, zaten olmaz diye bas bas bağırıyor.

Aslan Ailem‘de Burcu, “sözde” bir sosyal medya fenomeni.

Bu noktada; yazmadan, çekmeden ve oynamadan önce biraz üzerine çalışsaydınız, birkaç sosyal medya fenomenini takip etseydiniz diye demeden edemiyor insan.

Zira boğaz manzaralı yerlerde, abudik kubidik hallerde fotoğraf çektirerek sosyal medya fenomeni olunmuyor.

Keşke az da olsa kafa patlatılarak Burcu’yu özel kılacak bir şeyler bulunabilseymiş.

O zaman belki tatlı olabilirmiş.

Dolayısıyla bu haliyle Burcu, sosyal medya fenomeni olmaktan çok, fenomen olmaya heves etmiş kezban bir karakter oluvermiş.

Sonra Burcu’nun bir babası var ki, ilk bölümden itibaren neden battığını bir türlü anlayamıyoruz.

Polisler peşine düşüyor, sözde yolsuzluk iddiaları var ama mahkeme süreci denen bir şey yok.

Sanki Türkiye bir hukuk devleti değil de, tutuklamalara falan polisler karar veriyor.

Gazeteci kardeş, polis kardeşe bir evrak veriyor, o evrakın doğruluğu sorgulanmadan, hop adamın peşine düşülüyor, hop tüm mal varlığına el konuluyor.

Vay be…

Tabi bu noktada baba kaçıyor.

trt1

Sonra bir üvey anne var; kötü olduğu ve kötülük yapacağı hem beden dilinden hem de ifadesinden bas bas bağıran…

Bu üvey annenin bir de sevgilisi var.

Baba giderken, tüm paraları bu kadına bırakıyor ki, kızı ile o yokken kendilerine bakabilsinler.

Ama baba gider gitmez, üvey annenin içindeki  kötücül dünya ortaya çıkıyor ve paraları alıp Burcu’yu da beş kuruşsuz bırakıp, sevgilisiyle kayıplara karışıyor.

Bu arada da baba baya havalı bir şekilde helikopterle kaçıyor.

Hani bu kadar güçlü bir adam, giderken neden kızını ve karısını yanına almıyor anlamak mümkün değil.

trt1

Ve Burcu’nun okul çevresi…

Ya arkadaşları çok ama çok kötü ya da arkadaşı iyiyse aileleri çok ama çok kötü kafasında yazılmış.

Yani inandırıcılıktan uzak, yapay karakterler…

trt1

Ez cümle, hani zengin hayatın temsil edildiği aks dizinin yüzde ellisi dedim ya, bu aksı izlerken içinizden kanalı değiştirmek geliyor.

Sanki yazarlar zenginlerden nefret ediyormuş da o şekilde yazıyorlarmış gibi bir durum söz konusu.

Ki genelde bizdeki çoğu senarist bu hataya düşer.

Bu duruma kötüden nefret ederek yazma hali de diyebiliriz.

Bu bakış açısı ile yazmak da, çoğu kötünün gerçekten uzak ve sığ olmasına neden oluyor.

Öncelikle “gerçek kötülerin bu kadar göstere göstere kötülük yapmayacağını” bi hep beraber öğrenmemiz gerekiyor sanırım.

Gelelim diğer aksa…

Zengin tarafın tam aksine, orta halli hayatın olduğu Aslan Ailem tarafı aşırı eğlenceli yazılmış.

Hani neredeyse Burcu ve dünyasını başka kalemler, Murat ve dünyasını başka kalemler yazmış denecek kadar.

4 evlat, anne, baba ve baabaanneden oluşan ailenin her bir karakteri mi şahane olur arkadaş?

Valla oluyormuş demek.

Komikler.

Eğlenceliler.

Diyaloglar muazzam.

Hani izlerken “ah keşke o evde, o masada olsaydım” dedirten cinsten bir aile söz konusu.

Hele hele Gayret, Mutlu kardeşler ve anne Aslan ile babaanne Aslan var ki, sahneleri gelsin diye diye bölümün sonunu getiriyorum.

Hatta bu dört isim içinde, Gayret ve Mutlu’nun neredeyse hiç boş sahnesi yok, net bilgi.

Demem o ki, ben Aslan ailesini çok ama çok sevdim.

Peki ya diğer karakterler?

Üzgünüm ama ailenin ayağına çelme takmak ve ritmi düşürmek için yazılmış gibiler.

Mesela haber kanalındaki Müdür Pelin…

Yazılan her diyalogu kötü.

Her mizanseni çalakalem.

Her sahnesi gereksiz.

Oyunculuğa ben bir şey demeyeceğim, siz izleyin ve değerlendirin.

İlk bölümde muhabire fotoğraf makinesi kullandırarak gazete imajı çizen, ikinci bölümde kamera ile anons çektirerek haber kanalına sıçrayan yerin adı  her ne ise, orada çekilen sahneleri izlerken zaman geçmek bilmedi, net bilgi.

Ya doğru düzgün şeyler yazın ya da koymayın gitsin.

Tabi birde meslek sorunu var…

Akın Akınözü‘nün canlandırdığı bizim ana erkek karakterimiz Murat.

Kendisi Polis.

Özel yetenekleri var.

Her hareketten, mimikten karakter tahlili yapabiliyor.

Yalan söyleyenle, doğru söyleyeni hemen anlayabiliyor.

Ama diğer yandan da her işe burnunu sokuyor.

Burcu’nun babasını araştırdı.

Mal varlığına el konulması ve tutuklanması için düğmeye bastı.

Sonra karakola ziyaretine Burcu’nun okulunda çalışan bir Doçent geldi ve “benim okuldan atılmama da bu adam neden oldu”dedi.

Bizim Murat’ta okula gidip öğrencilerle ve öğretmenlerle görüşmeye başladı.

Niye?

Doçent babası yüzünden mi atıldı diye öğrenmek için.

Bundan ona ne?

Bilen yok.

Burcu’nun babasının tüm mal varlığına el konuldu ya, Burcu bir belge bulmak için gizlice evine girmek zorunda kaldı.

Artık neyin kafasıysa, sanki devlet her mal varlığına el koyduğu adamın evine bir gözcü dikiyormuş gibi, eve birilerinin girdiği haberi bizim Murat’a uçuruldu.

Hop Murat gidip Burcu’yu yakaladı.

Peşine de bir takım ucuz romantik sahneler izledik.

Sonra gazeteci kardeş Umut, müdürü tarafından ceza olarak pazara gönderildi.

Umut artık  mesleğinden nasıl bihaber muhabirse, anons çekerken mikrofonunu gerektiğini gibi tutmayı bile beceremedi.

Adeta acemi stüdyo seyircisi gibi mikrofunu sağa sola sallayıp durdu.

Demem o ki; izlerken anne Aslan’ın gezen tavuk maceraları ve mesleği haricinde, karakterlerin iş motivasyonuna ikna olamıyoruz.

Hem oyunculuk hem de senaryo anlamında zayıf kalıyor.

Açıkçası senaryonun yukarıda yazdığım zayıf taraflarının kolayca çözülebileceğini düşünüyorum.

Birilerinden destek mi alınacak bilmiyorum ama acilen bu alanlar toparlanırsa, Aslan Ailem şahane bir iş olabilecek potansiyele sahip.

Zira uzun zamandır izlediğim en tatlı diyalog esprilerinin olduğu, birbirinden farklı eğlenceli karakterleri içinde barındıran bir proje.

Show TV‘nin Klavye Delikanlıları‘ndan da böyle bir beklentim vardı ama ikinci bölümden itibaren benim için tam anlamıyla bir hüsran oldu.

Tam da bu nedenden dolayı, Aslan Ailem‘in ikinci bölümünü izledikten sonra yazmak istedim.

Ve gördüm ki, tüm aksaklıklara rağmen ben bu yedi kişilik aileyi izlemeyi ikinci bölümde de çok sevdim.

Aile hikayesinin içinden fazla çıkmadan, zengin dünya ve gazete kanadı mümkün olduğunca az gösterilerek yürüyebilecek bir alan yaratabilirlerse, gerçekten de çok tatlı bir aile dizimiz oldu demektir.

Sonuç olarak ben, o yedi karakter hatırına Aslan Ailem‘i izlemeye devam edeceğim.

Size de bir bakmanızı tavsiye ederim.

Zira aile diyalogları için bile izlemeye değer olduğunu düşünüyorum.

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.