Babamın Günahları, Gündüz Kuşağında Yayınlanabilecek Kıvamda Bir İş! | bibaksana

Babamın Günahları, Gündüz Kuşağında Yayınlanabilecek Kıvamda Bir İş!

Diziler

Written by:

Views: 162

Yani…

Babamın Günahları için Çarşamba günü saat yirmi yerine, hafta içi her gün saat 15:00 daha doğru bir tercih olacaktır.

Lakin bu bütçelerin de o saati kaldırması mümkün olmayacağına göre, Babamın Günahları için tez zamanda final haberini duyarız, net bilgi.

Abdullah Oğuz‘un yönetmenliğinden hiç haz etmem.

Kendisi Asmalı Konak dizisinin yapımcısıdır.

Ve nedense çok sevilen, o günün şartlarına göre iyi çekilen bir dizinin filmini, yönetmeni yerine kendisi çekmeyi tercih etmiş ve güzelim işin, seyirciye yerlerde veda etmesine neden olmuştur.

Artık Asmalı Konak televizyonda yayınlanırken ve yönetmeni ayakta alkışlanırken, nasıl bir diş bilemekse…

Sinemada izlerken şok olmuştum.

İnsan yapımcısı olduğu işe ancak böyle hainlik yapabilirmiş diye düşünmüştüm.

O yıllardan bu yıllara gelen Abdullah Oğuz, yaz sezonunda da Çember ile karşımıza çıktı.

Polisiye gerilim türündeki bu televizyon filmleri hakkındaki düşüncelerimi de zaten bilenler bilir.

Buradan bol bol paylaşmıştım.

Gelelim Babamın Günahları‘na…

Tüm bu geçmişten gelen bilgilerin üzerine, Babamın Günahları‘nın başollerinin Kadir Doğulu ve Melisa Sözen tarafından paylaşılacağı bilgisi de gelince, hadi geçmiş olsun dedim.

Melisa Sözen‘in oyunculuğunu çok değil ama orta halli severim.

Ancak…

Türk dizilerinin geldiği noktada kendisinin; kadın, erkek ve kötü adam formulüyle üç başrollü yazılan işlerde kadın oyuncu için uygun olduğunu düşünmüyorum.

Ancak ve ancak daha komplike yazılan, her rolün dişi olduğu, çok başrollü işlerde var olabileceği fikrindeyim.

Yani tek başına bir aşk hikayesinde seyirciyi peşine takamaz.

Gelelim Kadir Doğulu‘ya…

Yanına yüksek performanslı bir kadın oyuncu bulunursa, bence iyi iş çıkabilir.

Zira her dizide aynı rolü kesiyor.

Yani kendisi oyuncu değil.

Ama iyi bir resim.

Babamın Günahları‘nın senaryosu için söyleyebileceğim tek şey, son dönemde izlediğim en kötü senaryo olduğu.

Zira yazanların senaryo matematiğinden haberi olmadığı, bölümün her saniyesinde bas bas bağırıp durdu.

Dizide paralel kurguda yürüyen üç ana olay ve onların kolları var.

Mustafa Uğurlu‘nun var olduğu mafya tarafı, Kadir Doğulu‘nun canlandırdığı Ozan tarafı ve Melisa Sözen‘in canlandırdığı Yeşim tarafı.

Bu üç aks öyle garip bir zamanlama ile kurgulanmış ki, aks değişimlerinde karakterlere ve başına gelenlere adapte olmakta zorlandım.

Yani…

Bazen sadece bir tarafa yoğunlaşılmış ve  diğer taraflar unutulmuş, bazen de diğer tarafa dalınmış ve geri kalan taraflar unutulmuş gibi bir hal söz konusuydu.

Uzunca bir süre sadece mafya aksını ya da uzunca bir süre sadece Ozan’ın aksını izledik…

Hele o diyaloglar…

İçler acısıydı.

Yeşim Ozan’a gider ve bir kızının olduğunu söyler.

Yeşim: Kızın beş buçuk yaşında. Yakında altı olacak. (Tövbe tövbe… Yakında altı olacak vurgusuna gel.)

Ozan: Yeşim, kız, benim kızım mı?

Yeşim: O benim kızım. Seninle sadece kan bağı var. (Evladım daha az önce sen demedin mi “kızın beş buçuk yaşında” diye.)

Sonra…

Dünyalar kötüsü, acımasız bir mafya babası var ama konuşmaları köşe başı torbacısı kıvamında…

” Benim de bir kalbim var. Son lafı fena yapıştırdı, kıyamadım.”

Peh peh peh…

Mevzunun sadece bu iki diyalogla sınırlı olduğu düşünülmesin, zira baştan sona kötü diyalog konusunda Babamın Günahları zirveye oynamış.

Hadi diyaloglar kötü, peki ya mizansenler…

Onlar da içler acısı.

Ufak bir örnek…

Sorarım size, birine telefonunuzu verecekseniz ya da birinin telefonunu alacaksınız, ne yaparsınız?

Telefon numarasını ister, kendi telefonunuzdan o kişiyi çaldırırsınız.

Peki Babamın Günahları dizisinde Yeşim ne yapıyor?

Ozan’ın telefonunu alıp “şifreni söyle” diyor.

Ve onun telefonundan kendi telefonunu çaldırıyor.

Niye?

Çünkü Ozan’ın telefonun şifresinin, hala kendi doğum günü olduğunu öğrenmesi gerekiyor.

Allah sizi bildiği gibi yapsın diyorum… 🙂

Sonra…

Farklı karakterler yaratacağım diye uğraşmışlar ama onlar da ete kemiğe bürünmek yerine karikatür kıvamında kalmış.

Değişik silah tutmalar, zıpkın ile öldürmeler, sakız çiğnemeler ya da İçerde‘nin Minik karakterine selam çakar gibi O Ses Türkiye yarışmacılarından Big Boy‘u alıp, mafya babasının yanına koymalar falan, bölüm boyunca sırıttı durdu.

Hele bir savcı karakteri var ki, akıllara zarar.

Fiziki özelliklerle ilgili fazla ayrıntıya girmek istemiyorum ama siz izleyince görür, ne demek istediğimi anlarsınız.

Bu arada birinci bölümün neredeyse yüzde altmışı ; uzun bakışmalarla, kesişmelerle ve müzik altı sahnelerle geçti.

Birinci bölüme bu kadar boş sahne konulduysa, gelecekteki bölümlerin akıbetini hiç düşünemiyorum.

Tabi dizinin girişinin de yanlış olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Bir çocuk var, kanser ve kendisine uygun donör bulunması gerekiyor.

Ve böylece devreye kendisinden habersiz baba giriyor.

Milyon kez yapılmış bir hikaye…

Seyircinin karşısına bu tekrardan öteye gitmeyen öykü ile ilk dakikadan çıkarak, ne beklendiğini gerçekten bilmiyorum.

Sürpriz yok, merak edilecek bir şey yok.

Enteresan tabi…

Bu arada bence oyuncuların tamamı senaryoya inanmamıştı.

Ya anlaştıkları senaryo ile çekilen senaryo farklı ya da başka bir neden var.

Birinde bile oynadıkları karaktere inandıkları hissi bana geçmedi.

Ayrıca yönetmenlik de yerlerdeydi, net bilgi…

Yani Abdullah Oğuz beni şaşırtmadı.

Peki ya Reytingler…

Babamın Günahları Total’de 2.81 reyting ile 23. sırada, AB’de 2.60 reyting ile 17. sırada yer aldı.

Şaşırdım mı?

Hayır.

Küçük bir not daha; Meryem gidici net bilgi…

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir