Dolunay İçin Tehlike Çanları Çalıyor! | bibaksana

Dolunay İçin Tehlike Çanları Çalıyor!

Diziler

Written by:

Views: 171

Dolunay 13. bölüm itibariyle artık sanırım “görünen köy kılavuz istemez” diyebilirim.

Zira yazar ve yapım grubu, ya sezonun başladığını farkında değiller ya da hikaye üretemiyorlar.

Garip…

Ortada ciddi bir matematiksel sorun var ve bunu inatla görmüyor olmalarını ve hamle yapmamalarını hayretle izliyorum.

Geçen hafta itibariyle sahaya Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Tutsak çıktı.

Önümüzdeki haftalarda da Fox TV‘de Özge Özpirinçci ve Caner Cindoruk‘un başrollerini paylaştığı “Kadın” ekrana gelecek.

Yani kritik haftalar…

Ama…

Dolunay nedense, bu kritik haftalarda seyircisini elinde tutma çabası yerine, “gönüllü” bir kan kaybetme yolunda ilerliyor.

Geçen hafta izlediğim Dolunay 12. bölüm ve dün akşam izlediğim Dolunay 13. bölüm için söyleyeceğim çoğu şeyi haftalarca Ateşböceği için de yazdım.

Ve durum ortada…

Senaryo grubunun acilen bir hamle yapması gerekiyor zira diziyi izlerken heyecan duyulacak, peşine takılacak ve endişe edilecek bir olay kalmadı.

Önce Reytingler…

19 Eylül 2017 tarihli Dolunay 12. Bölüm Reytingleri:

26 Eylül 2017 tarihli Dolunay 13. Bölüm Reytingleri:

star tv

Tabi ki Dolunay‘ın, Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz‘ı geçmesini beklemiyorum.

Ama hiç değilse, ömrünü devam ettirebilmesi için EDHO’nun hemen altında kalabilmesini ve 5.00 – 5.50 aralığında sabitlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hadi en kötü 4.50 – 5.00 olsun.

Ama şu şekilde bu beklenti sadece hayal olarak kalır, net bilgi.

Hadi gelin şöyle bir paralel kurguda yürüyen olaylara bakalım.

Nazlı Ferit ilişkisi.

Nazlı Deniz ilişkisi.

Deniz Ferit çekişmesi.

Deniz Alya ilişkisi.

Hakan Demet ilişkisi.

Hakan ve Demet’in, şirkette yarattığı sorunlar.

Bulut sorunsalı.

Fatoş Engin Tarık çatışması.

Asuman’ın yarattığı sorunlar.

Yani sonuç olarak; Dolunay‘da dokuz adet sorun çıkarılabilir, heyecan yaratılabilir ilişki ağı var.

Şimdi de bu sorunların hangileri çalışıyor hangileri çöp oldu ona bakalım…

1/ Deniz Alya ilişkisi zaten çalışmıyordu.

Alya ilk bölümden itibaren bir nevi etkisiz elemandı.

Yani…

Alya’yı diziden çıkarsak ne kaybederiz, hangi ilişki ağı çöker?

Olmazsa olmaz bir durumu var mı?

Ya da Alya hangi kilit olayın anahtarı?

Üç sorunun da cevabı tabi ki “hiç”…

Bir türlü bu kanalı kuramadılar.

O da yetmezmiş gibi Dolunay 13. bölüm itibariyle, Alya’yla Deniz’i baya baya kankaya bağladılar.

Nazlı’nın geri döndüğünü Deniz’e o haber verdi ki, akıllara ziyandı.

2 / Gelelim Bulut’a…

Ortada Bulut sorunsalı diye bir şey kalmadı.

Kimsenin o çocuğu nasıl geri alacaklarına dair oturup düşündüğü, savaş verdiği yok.

Alan razı, veren razı gibi bir durum oluştu.

İkinci dava zamanı, Hakan’ın karanlık işlerini araştırıyorlardı ama hemen onun da peşini bıraktılar.

Herkes kabule geçti.

Çocuğu kullandıkları tek bir kanal var, Nazlı ile Ferit’i barıştırmak.

 

3 / Demet ve Hakan’ın şirkette yarattığı ve yaratacağı sorunlar bir anda ortadan kalktı.

Demet’e Basın Halkla ilişkiler departmanı verildiğinden beri ortada bu olaya dair bir dert göremiyoruz.

Hakan’ın şirket içerisinde yaptığı bir şey de yok.

O zaman niye o kadar kazan kaldırıldı?

Neden Hakan şirkete sahip olmak için, Bulut’un anne ve babasını öldürecek kadar büyük bir hamle yaptı?

Cevap yok…

Sanki sadece Demet’e gündüz gideceği bir iş ve şirket odası lazımdı, ondan bunca kötülük yapıldı gibi bir durum var.

4 / Ve Demet Hakan İlişkisi…

Adeta boyut değiştirdi.

Hakan Demet’i kıskanan ama gözünden sakınan, aşık bir adamdı ve Demet’i kaybetmemek için Ferit’i öldürmeye yeltenecek kadar da gözü dönen biriydi.

Oysa şimdi Demet’i kendisinden nefret ettirmek için her şeyi yapıyor.

Ferit’le ilgili bir hamlesi de yok.

Peki Demet’in Hakan’ı karanlık işleriyle ilgili ihbar etmesi, Hakan’ın Demet’i devamlı ölümle tehdit etmesi, bizde heyecan ve merak uyandırıyor mu?

Hayır…

Zira Demet Hakan’ın, Hakan Demet’in ve biz ekran başında her ikisinin; ne istediğini, neler yaptığını, neler yapabileceğini biliyoruz.

Daha da fenası yaptıkları her şeyin etkisiz eleman olacağını ve bir sonuca varamayacağını da farkındayız.

Yani Dolunay 13. bölüm itibariyle gelinen nokta, dizinin en kötüleri = en  beceriksizleri oldu.

5 / Fatoş Tarık Engin üçlüsüne gelirsek…

Dizinin en tatlısı Fatoş, son bölümlerde eğlencesini yitirdi.

Bizi gülümsetmeyi bıraktı.

Zira bir motivasyonu kalmadı.

Engin ile sevgili oldular ki, keşke olmasalarmış demeden edemeyeceğim.

Zira dünyanın en sevimsiz sahneleri yazılıyor.

Öyle ki zaman geçmek bilmiyor.

Projenin Kore versiyonunda Fatoş sonunda Tarık ile birlikte oluyor.

Lakin hedefi belli bu yolda, Fatoş ile Engin’in ayrı dünyaların insanları olduğunu anlatacak, öyle eğlenceli sahneler yazılır ki, hiç değilse  o kanal çalışır.

Onun yerinde abudik kubidik pahallı kolye vermeler, ay bu biraz fazla demeler, Tarık’a sarımsak getirtmeler söz konusu.

Bu nedenle Tarık Fatoş sahneleri de etkisini kaybetti.

Yeni bir alan yaratmak, başka hamleler yapmak ve bunun da hedefinin güldürmek olması gerekiyor.

Onun yerine dizinin en eğlendiğimiz alanı, zamanın geçmek bilmediği sahnelerine dönüştürüldü.

6 / Ve Asuman…

Dizinin sağlam kötülerindendi ve yaptığı tüm kötülükleri de tıpkı Hakan gibi savunan kafasıyla “hadi canım” dedirten taraftı.

Lakin o da uzunca bir zamandır etkisiz eleman grubuna katılmış durumda.

Devamlı Demet’i tehdit etmekten başka bir şey yapmıyor.

Yani onun da motivasyonu kalmadı.

Mesela Engin’i elde etmek istiyordu ve bu yolda Fatoş’un kuyusunu kazıyordu ama o da rafa kalktı.

Zaten fotoğrafı da  onun çektiği ortaya çıktı ki çıkmasının ondan çok Nazlı’ya zararı vardı.

Sonuç olarak yine ona bir şey olmadı.

Artık tehdit edecek bir şey de kalmadı.

Yani…

Bir diğer boşa çıkan karakter daha.

7 / Deniz Nazlı ilişkisi tüm enerjisini kaybetti. 

Doğruyu söylemek gerekirse, ben bu kanaldan oldukça ümitliydim.

Deniz’i destekleyen, talep eden bir kitlenin oluşturulacağını ve o yoldan ilerleneceğini düşünüyordum.

Evet, Deniz kötülük yapabilir ve  Nazlı ile Ferit’in  arasına çomak sokabilir bir karakterdi ama bunu Nazlı’yı çok sevdiğinden yapacağı için, zekasıyla onun tarafından bakmamız sağlanacak beklentisindeydim.

Böyle düşünmemin nedeni de, Deniz’in dizinin başından itibaren çok tatlı bir adam olarak kurgulanmasıydı.

Mesela Deniz ve Nazlı’nın özel paylaşımları vardı.

Barınağa gitme gibi, sebze toplamaya gitme gibi, birbirlerine destek olma halleri gibi.

Ama uzunca bir zamandır o kanal komple kapatıldı.

Yani her ne kadar Nazlı Deniz ile ilgili “benim için çok önemli ve kıymetli” dese de, paylaşımları bunu ispatlar nitelikte değil.

Ancak ve ancak Deniz gelirse ve Deniz ararsa, Nazlı ile Deniz’in  iletişimi var ama Nazlı’nın aklına Deniz hiç gelmiyor.

Yani ortada “kıymetli” denilebilecek arkadaşlık namına dair bir şey de yok.

E diğer yandan baktığımızda, Deniz ilk bölümden itibaren tam anlamıyla salt kötü biri olarak da kurulmadı.

Sonuç…

Arafta kalan bir karakter daha…

8 / Ferit’e yaratılacak en büyük ikilem göz göre göre çöpe atıldı. 

Yani kardeşi kadar sevdiği Deniz’in Nazlı’ya aşık olması…

Aile mi aşk mı ikilemi?

Ferit’in ikilem yaşaması, kardeşinin canını acıtmamak için kendi duygularından vazgeçme çabası ve sonunda da her şeye rağmen duygularına yenik düşmesine neden olacak dizinin en etli kısmı niye kullanılmadı,  gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Bu noktadan sonra da kullanılması pek mümkün değil.

Zira Ferit, Deniz’e rağmen, bile bile, göre göre, sıfır ikilem yaşayarak, duygularının peşinden gitti.

Bu davranış şekli de Ferit’ten götürdü net bilgi.

Aile mi aşk mı çatışmasında, gözünü kırpmadan aşkı seçtirerek tam anlamıyla bir senaryo hatası yapıldı.

Böylece Deniz Ferit sorunsalı da taca atılmış oldu.

Ayrıca son üç bölümdür Deniz’e yazılan haller, diyaloglar ve verilen oyunculuklar feci ötesi.

Öyle ki Ferit ile ilişkisinde, Deniz elinden oyuncağı alınmış bir çocuğa dönüştürüldü.

Özellikle Dolunay 13. bölüm otopark sahnesinde, neredeyse Ferit’in karşında “bana ne bana ne” diye ağlayacak duruma getirildi.

Sonra Demet’in gözüne soktuğu flashdisk’i yemeden içmeden hemen ispiyonlaması da korkunç bir stratejiydi.

Ve sonunda da müebbet “loser” olarak Dolunay etkisizler grubunda kendini buluverdi.

9 / Ve dizinin merkezi Nazlı Ferit ilişkisi…

Bu iki karakterin arasında iki sorun vardı; biri Deniz diğeri de Asuman’ın çektiği fotoğraflar.

Deniz mevzusunun nasıl çöpe atıldığını yukarıda nedenleriyle zaten yazdım.

Kaldı Asuman mevzusu.

O da Dolunay 12. bölüm itibariyle; hayatımda gördüğüm en basit, üzerine en az düşünülmüş şekilde ortaya çıktı.

Bu çala kalem hal sayesinde de,  13. bölümde hiç inanmadığımız bir ayrılık izledik.

Ne Ferit ile Nazlı’nın halline üzüldük, ne de olan biten ilgimizi çekti.

Restaurantın kapatılma mevzusu zaten uyduruktu ve Ferit’in vazgeçeceğini biliyorduk, vazgeçti.

Nazlı’nın Asuman’ı alıp Antakya’ya gitme kararının gerçekleşmeyeceğini biliyorduk, yoldan geri döndü.

Fatoş’un evden gönderene kadar Nazlı ile Asuman’ın gidişine üzülürken, taksiye bindirdikten sonra neden haber vermek için Deniz’i panikle aradığını anlamadık.

O sırada Deniz’in Ferit’in yanında olma tesadüfü de komik ötesiydi ki, bence senaristlerin can çekişme anları olarak ekranda boy gösterdi.

Ferit’in evde Nazlı ile mutfaktaki halleri ve aslında “seni seviyorum” diyecekken “Ayumi”nin gelişi ile kesilmesi,  zaten yaratılan Nazlı Ferit sorununun ne kadar uyduruk olduğunun da göstergesiydi.

Yahu coştursanıza.

12. bölüme kadar Ferit Nazlı’nın peşinden koştu, şimdi terse çevirip Nazlı’yı Ferit’in peşinden koştursanıza.

Ferit’e her kapıyı kapattırsanıza…

Gerçekten ayırsanıza.

Hani şaka gibi diyorum ya gerçekten şaka gibi…

Öyle bir 13. bölüm yazılmış ki, bize “12 bölüm ne uyduruk şey izlemişiz” dedirttiler.

Çok net söylüyorum, Dolunay tam anlamıyla bir viraja girmek üzere.

Ya hızını ayarlayıp virajı dönecekler ya da alamayarak yolun dışına çıkacaklar.

Üzgünüm ama yoldan çıkarlarsa da buna kaza dememiz mümkün olmayacak.

Zira bir hikayenin dokuz kanalının dokuzunu da etkisiz elemana çıkarmaya, hata demek büyük bir aptallık olur.

Öyle “arabayı sabote etmişler” gibi aslında Dolunay izleyicisinin “temel takip odağı” olan kanaldan uzak bir hikaye üzerinden yürüyerek diziyi canlandıramazsınız.

Ana erkek ve kadının ayrıldığı bir bölümde zaten bu konuyu final yapmak bile büyük hata.

Nasıl bir kafa ile yazıldı, beklenti ne anlamak mümkün değil.

Sonuç olarak Dolunay‘ın önünde üç bölüm var.

Bu süreçte topladılar topladılar, seyirciyi ikna ettiler ettiler, yoksa dizi geri dönüşü olmaz bir şekilde ellerinden kayıp gidecek.

Önce günü değişecek sonra kırmızı kart görecek.

Çözüm belli ve oldukça da basit.

Umarım yapılması gerekenler yapılabilir.

 

One Response to " Dolunay İçin Tehlike Çanları Çalıyor! "

  1. özlem dedi ki:

    Aslında klişeye düşmeyecekler derken klişe üzerine klişe yaratıp ellerinde ki kare ası boşa çıkarttılar..
    Nazlı Ferit in evine yerleşip Bulut ile bu kadar iyi anlaşınca senaryo Ferit ve Nazlı nın zoraki evliliğine gidip bir durum komedisi olacak derken oradan bir virajla döndüler..
    Hatta bu bölüm Deniz Bulut un Demet de kalmasından iyi bir şeymiş gibi bahsetti.. Deniz aklı selim birisiydi. Ablasının bütün defolarının farkındaydı. Ama onuda aşktan gözü kör olmuş kendisini kesinlikle istemeyen üstelik başkasına aşık olduğunu her seferinde gözüne sokan bir karakter için ciddi ciddi aşk acısı çeker moda soktular.
    Kimse kimse için henüz arkadaşlık ötesinde bir şey yaşamamışken bu kadar depresif ve şuursuz olmaz.
    Fatoş nasıl eğlenceli zengin koca avcısı bir kızdı.. Birden onu bu kadar değiştirmeleri ilginç.
    Birde kimse kusura bakmasın ama biz bu tür konularda acayip snopp yaratıklarız. Normal şartlarda asla Fatoş gibi bir karakter Tarık ile olmaz. Evet onunla gezer tozar yemek yer eğlenir ama onunla asla evlenmez..
    Demet Hakan dan çok daha kötü birt karakter. Olan biten herşeyi bilen ve kocasına asıl gaz veren oydu.. Her şeyi beraber planlayan bir çifti aldılar saçma sapan yerlere taşıdılar..Evet Demet kocasından habersiz kürtaj yaptırır ama asla ama asla onu polise ihbar etmez..
    Bu onun bugüne kadar peşinden koştuğu herşeye terstir. Hakan içeri alınırsa Bulut u ve şirketdeki hisselerini kaybeder ki buda onun elini tamamen boşa çıkartır..
    Asuman birden melek oldu. Hiç bir insan başına çok ciddi travmalar gelmeden böyle ani değişimler geçirmez.. Sadec Asuman ın Engin e yürümesi ve bu kadar bariz kötü olması çok fazla eleştirildiği için karakteri yumuşattılar ve abuk bir tip çıktı. Kötü Asuman şimdikinden bin kat eğlenceliydi Olaylara bir katkısı vardı ve olayları yaratandı.
    Aynı gün restaurantı kapattım. Yok olmadı vaz geçtim olmaz. Nasıl olacak
    Birde Allah aşkına bu hafta bastırdıkları broşürler neydi mahalle bakkalı hesabı. Biz bu işten anlamıyoruz diyorlar birde. Anlamıyorsunuz da ne halt etmeye her şeye çemkiriyordunuz demezler mi. Birisi Japon diğeri çok farklı ilgi alanı olan iki iş kadını asla o kadar kötü broşür bastırıp konumlandırma yapmaz..
    Ay şiştim Ben zaten Özge ciğimi bekliyorum. Benim için oyuncunun sosyal hayatda ki duruşu ve tavrıda önemli. Bu anlamda Özge bemim beğendiğim (Özpirinçci) bir insan onun dizisini yada Klavye kahramanlarını izleyeceğim.
    Son olarak sanırım başrol oyuncularının kavgaları da enerjilerine yansıdı.. Birbirinizi sevmeyip anlaşamayıp kavga çıkartacaksanız bu işi yapmayın ve bu işten ekmek yiyen o kadar insana haksızlık yapmayın kardeşim..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.