"Siyah İnci" ile İlgili Sözün Bittiği Yerdeyim! | bibaksana

“Siyah İnci” ile İlgili Sözün Bittiği Yerdeyim!

Diziler

Written by:

Views: 428

Arkadaş ne kötü bir sezonmuş bu…

Sadece Siyah İnci‘den değil, şu ana kadar ekrana gelen yeni dizilerin neredeyse tamamından bahsediyorum.

Dişe dokunur, peşine takılacak, defolarına rağmen izlenebilirliğe sahip bir tane bile yeni iş girmez mi?

Bu seneye kadar her Eylül sezonunda kötüler olurdu ama iyiler de olurdu.

Yani peşine takılabileceğimiz diziler de yayınlanırdı.

Ama bu sene her yeni gelen daha bir fena, daha bir kötü.

Hani sanki tüm kanal yöneticileri oturmuş bir masanın çevresine de, anlaşmışlar “bu sene en kötü ne varsa onu yapacağız” diye.

Sanırım bu durumun kanallar açısından tek bir faydası olacak, o da bundan sonra gelecek “orta halli” dizileri bile muhteşem ötesi diye algılayacak olmamız.

Garip…

Artık şunu anlamış bulunmaktayım ki, kanal yöneticileri de dizilerden çok da bir şey anlamıyor.

Ölçüp biçtikleri, bildikleri ve hedefledikleri bir stratejileri yok.

Kağıt üstünde, bu iyi ve bu kötü diye ayıramıyorlar.

Has bel kader belli yapımcılardan işler alıyorlar ve tutanlar tutuyor, tutmayanlar tutmuyor.

Yani şansımı seveyim durumu.

Bir nevi “kör döğüşü” hali.

Hadi genelden özele geçelim ve Siyah İnci‘ye bakalım.

Klişenize sağlık.

Hangi olmamışını yazayım desem, neresinden başlayacağımı gerçekten bilemiyorum.

Hani olan yerlerini yazsam, belki daha kolay olacak.

Zira onun için de tek bir şey söyleyebilirim, Yeşim Büber‘i ekranda görmeyi özlemiş olmam.

Ama keşke onca zaman sonra böyle bir projede ortaya çıkmasaymış.

Tolgahan Sayışman‘ın canlandırdığı Kenan karakteri, sözde balıkçı ama tır şoförü gibi konuşuyor.

Bir garip bitirim delikanlı el kol hareketleriyle, kamyon arkası sözleriyle ortalıkta dolaşıp durdu.

Sevdiğine bir cümlede iki kere “gülüm” demeden konuşamayan bir ağızdan bahsediyorum.

Tamam, Tolgahan Sayışman‘ın hep oynadığı “duran adam” modundan çıkma çabasını, iyi niyetli bir eylem olarak görüyorum ama…

Bu ne?

O esas erkek karakter ya, bir albenisi olması lazım.

Hani esas kadının ona neden aşık olduğunu anlamamız lazım.

Denizin dibine dalıp bir adet siyah inciyi çıkarma çabası yeterli değil.

O hal, o adamı özel kılmıyor.

Bilakis Siyah İnci 1. bölümü izlerken, Kenan’lı her sahnede televizyonu kapatasım geldi net bilgi.

İlkokul çocuğuna “mahalle delikanlısı” taklidi yap de, yıl sonu müsameresinde anca böyle oynar.

Şaka gibi…

Biriniz de “oldu mu bu şimdi, akıl var mantık var, izlenmez bu” diyemedi mi?

Gelelim Hande Erçel ve canlandırdığı Hazal karakterine.

Evet, Hande Erçel’in çok büyük bir kitlesi var.

Tamam, güzel kadın.

Ama kötü oyuncu, net bilgi.

Üzgünüm ama niye kendisine yatırım yapıyor anlamakta zorlanıyorum.

Gitsin biraz ders alsın, çalışsın, kendisini geliştirsin.

Daha çok genç.

Tam da zamanı.

Koca koca oyuncular erinmiyor da Amerika’da eğitimlere katılıp, kurs kurs dolaşıyorlar, Hande Erçel’de tık yok.

Bu kendine güven nereden geliyor, bir bilen varsa anlatsın.

Ayrıca Hazal Filiz Küçükköse için de yazmıştım, Hande Erçel için de yazıyorum, doğru bir menajer yönlendirmesine acilen ihtiyacı var.

Üçüncü sınıf dizilerde, kendini tekrardan öteye ne yazık ki gidemiyor.

Bakınız Hazal Filiz Küçükköse’nin oynadığı dizi Rüya‘ya…

Fena ötesi bir diziydi ve 10. bölümde final  yaptı.

Oynamasaydı daha iyiydi.

Ve Berk Hakman‘ın canlandırdığı Vural ile anlatılan zengin dünya.

Öncelikle Berk Hakman’ın oyunculuğunu beğendiğimi söylemeden edemeyeceğim.

Lakin Siyah İnci’de ona biçilen rol ve özellikle de garip çekim planları nedeniyle, ortaya abartılı bir performans çıkmış.

Bizim senaristler şu zengin aile tarafını salt kötü göstermelere bir türlü doyamadılar.

Hep aynı şeyi yapıp, farklı sonuç bekleme hali de ayrı bir enteresan.

Zira bu kafada yazılan ve çekilen her dizi kısa bir süre sonra çöp oluyor.

Nokta…

Oysa zaafları, mutluluları, gülümseten ve agresif yanlarıyla, entrikalarıyla, sıcak ve gerçek bir dünya kurarsanız hikaye çalışır.

Bakınız Medcezir, bakınız Paramparça, bakınız Fatmagül’ün Suçu Ne

Ayrıca senarist dediğin kendi yazdığı karakterlerden ve kurduğu dünyadan nefret eder mi?

Saçma ama bizimkiler ediyor…

Peki Siyah İnci’nin gelecek bölümlerin de neler olacak?

Sanırım dün akşam Siyah İnci 1. bölüm için ekran karşısına oturan herkes bu sorunun cevabını biliyor.

Esas kız, kötü adamla evlenecek.

Esas adam, Hüseyin Avni Danyal‘ın canlandırdığı Aziz’i kurtardığı için  ve aslında düşmanları da aynı kişi olduğu için, zengin adamın desteği ile güçlü bir adam haline dönüşecek.

Ve intikamını alma yoluna gidecek.

Sonuç, uyduruk imkansız aşk hikayesi.

Yani bir tutam Fatmagül’ün Suçu Ne, bir tutam Kara Sevda

Tekrarlıyorum, klişelerinize sağlık.

Bu arada Tolgahan Sayışman‘ın ilk bölümdeki bitirim delikanlı hallerini, el kol hareketlerini ve kamyon arkası cümlelerini bir kenara not edin.

Has bel kader eğer dizi devam ederse, 6. bölüm sonrası halini gerçekten görmek istiyorum.

Şimdiden söylüyorum ve iddia ediyorum; tam bir İstanbul Beyefendisine ve “duran adama” dönüşecek.

Yersek tabi.

Bu arada değil mi herkes doğu şivesi ile konuşacaktı, neden mekan olarak Ege kasabası seçildi anlayan beri gelsin.

Vural doğum gününü kutluyor, garson kızın mumları üfleme esnasında pastanın başında ne işi var?

Ayrıca psikopat Vural’ın neyini izlememizi bekliyorlar fena halde merak ediyorum.

Çıkış noktasının Kara Sevda‘nın Emir’i olduğunu farkındayım ama bu pek bir beyhude çaba olmuş söylemeden edemeyeceğim.

Zira Vural bildiğin deli.

Motivasyonu, öldürdüğü karısı.

Hani “bir insan ne kadar iğrençleşebilir” fikrinin peşinden izleyici gider mi sorusunun cevabını arıyorlarsa, Vural zaten daha ilk bölümde hem kadını dövdü hem de tecavüz etti.

Daha ne olabilir ki?

Kara Sevda’da Emir evet çok kötü bir adamdı ama Nihan ile ilgili bir sınırı ve duru vardı.

Zira ona aşıktı.

Yani “bir psikopatın güncesi” tadındaki Vural ile Emir’in motivasyonu arasında dağlar kadar fark var.

Vural olmaz, izlenmez, peşinden gidilmez.

Sonra Kenan’ın Yunan karasularına girmesi, hapse düşmesi, kurtarılması, teknesine el konulup garip bir şekilde ertesi gün açık arttırmaya çıkarılması, ne uyduruk bir bloktu.

O üvey kız kardeş ne?

Niyetini bu kadar açık eder mi?

Hem de sevdiği adama.

Ayrıca sinirle gelinliği yırttı ama sonra mevzusu yapılmadı, gelinliğime ne oldu diye hesap sorulmadı.

Zengin tarafta; kumar oynayan erkek kardeş, onun kötücül karısı, şirketi ele geçirmek için yapılması planlanan über kötülükler, sert ve her şeye müdahale eden anne.

Of ki of…

Ayrıca şu öpüşme sahnesinin arkasına, yine ikilinin genel planını koyup, tekrar yakına girip başka konuya geçmek de neyin kafası?

Yok muydu araya atılacak başka bir karakterin planı?

Duygu takibi denen bir şey vardır.

Ne diyeyim ki?

Ve reytingler

Sanırım Siyah İnci ile ilgili her şey karnede net bir şekilde görünüyor.

Yukarıda da yazmıştım, tekrarlamak istiyorum, aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemek gerçekten enteresan.

Ne zaman herkes birbirinin sırtını sıvazlamayı bırakacak ve doğruyu söyleyen “gerçek dost” olacak, işte o zaman iyi şeyler izleyeceğiz.

 

 

 

2 Responses to " “Siyah İnci” ile İlgili Sözün Bittiği Yerdeyim! "

  1. Vildan Bahar dedi ki:

    O kadar güzel anlamışsınız ki dizi sektörünün gidişatını insan ister istemez o eski dizilerin hasretini çekiyor.Oyuncularada yazık oluyor perde arkasında varını yoğunu ortaya koyan set ekibinede boşu boşuna emeklerini saçma sapan hikayelerle ziyan ediyorlar.Kaleminize sağlık diyorum.

  2. Vildan Bahar dedi ki:

    O kadar güzel anlatmışsınız ki dizi sektörünün gidişatını insan ister istemez o eski dizilerin hasretini çekiyor.Oyuncularada yazık oluyor perde arkasında varını yoğunu ortaya koyan set ekibinede boşu boşuna emeklerini saçma sapan hikayelerle ziyan ediyorlar.Kaleminize sağlık diyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.