Tutsak Beni Şaşırttı! Ama... | bibaksana

Tutsak Beni Şaşırttı! Ama…

Diziler

Written by:

Views: 205

Açıkçası dün akşam Tutsak için çok da büyük bir beklenti ile oturmadım televizyon karşısına.

Zira bazı konularda daha baştan hata yapıldığını düşünüyordum.

Ancak…

Ne yalan söyleyeyim, şaşırttı beni.

Hemde merhaba der demez, ilk iki sahnesiyle.

Ve beni hikayesinin peşine düşürüverdi.

Hani hep diyorum ya; bir dizinin paha biçilemez boğaz kenarı arazisi ilk on dakikasıdır diye, Tutsak bu arazinin kıymetini bilmiş.

Hatta daha da çalışmış, ilk 27 dakikasını çok başarılı kullanmış.

Gencecik, umutları ve heyecanları olan bir kadının yüzündeyken, arkasından gelen kendisinden otuz yaş büyük bir adamın uyurken ki nefes sesi, insanın tüylerinin diken diken olması için yeterli.

Daha adamı görmemişken bile kapana kısılmışlık hissi veriyor insana.

Hatta hikayeyi bilince, ister isteme tiksiniyorsunuz.

Sırf bu sahne bile heyecan vericiydi.

Sonra arkası da iyi geldi.

Olayların hiç bitmediği, ritmin hiç düşmediği, merakın hep zirvede olduğu 27 dakikadan bahsediyorum.

Ve tüm bu süre boyunca Tutsak‘ın  tek kötü yanı, bence ana kadın oyuncuydu.

Açıkçası zaten bu diziye mesafeli olmamın nedeni de , en başından beri başrolleriydi.

Yani Gülper Özdemir ve Pamir Pekin.

İkisinin de, ana erkek ve kadın için doğru bir tercih olmadığını düşünüyorum.

Hadi Pamir Pekin duran adam kontenjanından yine yırtar da, Gülper Özdemir‘in duygusunun seyirciye çok da geçeceğini sanmıyorum.

Aksan sorunu var.

Ekranla garip bir mesafesi söz konusu.

Ve “tutsak olma” duygusunun altından da kalkabildiğini düşünmüyorum.

Bu noktada en son Babamın Ailesi‘nde izlediğimiz Caner Şahin‘in role cuk diye oturduğunu da söylemeden edemeyeceğim.

Soluksuz başladı dedim ya; dizinin bir diğer güzel yanı da, normalde bir, hatta iki sezon uzatılacak mevzunun, daha ilk bölümde çözülmesiydi.

Yani ana erkek ve ana kadın karakter arasındaki engel olan Elif’in şantajcı Sadullah’ın eşi olduğu bilgisinin ortaya çıkmasından bahsediyorum.

Bu hamle de hoşuma gitti.

Demek ki ellerine güveniyorlar ve yürütecek hikayeleri var.

Lakin…

Tutsak‘ın 27. dakikasından sonra gelen olaylar, ilişkiler ve işleniş şekli, adeta yükseliş döneminin sonu, duraklamanın başlangıcı, çöküşün habercisi  gibiydi.

Esas kadının ayağına kıskançlık nedeniyle çelme takan diğer hizmetçi kadınlar,

Zengin aile tarafından istenmeyen kötücül gelin,

Kötü niyetli ev sahibi,

Zengin, yakışıklı, soğuk güçlü adam,

Fakir, yakışıklı, çok seven ve aslında esas kadını ilk gören adam,

Ve yaratılan klasik sorunlar.

Yani aslında Tutsak bize, “pardon biz ancak ilk yirmi yediye dakikaya abanabildik, ondan sonrasına nefesimiz yetmedi” der gibiydi.

Bu noktada açıkçası Tutsak ile ilgili kafam pek bir karışık.

İlk yirmi yediyi dikkate alırsam “vay be”, son doksan dakikayı dikkate alırsam “duraklama yapma, kaç” kıvamında.

Hoş  zaten hem konulduğu gün, hem de ana cast nedeniyle de pek de şansı olduğunu düşünmüyorum.

Ama bir tarafım da yazık olacak diyor.

Zira Tutsak‘ın hemen harcanamayacak, umut vadeden yanları da var.

Ha sahne bazında notlarım ve itirazlarım yok mu?

Tabi ki var…

Öncelikle biraz diyalog sıkıntısı olduğunu düşünüyorum.

Zira bilgi cümleleri bolca kullanılmış.

Örnek vermem gerekirse;

Anne Leman der ki, “cesedi Durusuda bulmuşlar…”

Baba Enver şaşırır ve “Durusuda” diyerek vurgu yapar.

Duraksar…

“Av evimizin olduğu yerde?”

Leman başını sallar.

Yahu zaten siz karı koca av evinizin Durusu’da olduğunu bilmiyor musunuz, niye ayrıca birbirinize söylüyorsunuz.

Bunlar hep seyirciye açıklama cümleleri…

Ve ben birinci bölümde bu tip cümlelere bolca denk geldim.

Elif’in kocası Sadullah, salon camı içeri doğru açılmasın diye boydan boya demir bir profil takmış.

Ama nedense mutfak camına takmamış.

Kanat komple açılabiliyor.

Niye?

Sadullah gösterildiği gibi kıskanç bir psikopatsa, evin tüm camlarına aynı şekilde boydan boya demir takması gerekirdi.

Sonra Elif’e camın vasistasını açıp ufacık aralıktan kuşları yemliyor ve etraftan görünüyor diye kızdı, salon camlarının kollarını söktü ama yine evin diğer camlarını bıraktı.

Akşam kocası olay çıkaracak ya, karşı apartmanda oturan Caner Şahin’in canlandırdığı Bahadır eve girerken, Elif kendisini kurtarması için cama deli gibi vurdu.

Yardım et diye bağırdı ama Bahadır duymayıp eve girdi.

Elif neden camı kırmadı?

Akşama kadar yardım istemek için niye bekledi?

Elif’in, kocasının gelme saatinde perdeleri kapattığını gördük.

Sadullah kıskanç ya, sonuçta onu daha da sinirlendirmek istemiyor.

Bir sonraki ev sahnesine dikkat!

Kocası yerine eve polisler geldi.

Sadullah çalıştığı şirketi dolandırmış ve kaçmış.

Hakkında şikayet var.

Hop perdeler açık.

Niye?

Elif’in başına gelenleri; Bahadır’ın, annesinin ve mahallelinin görmesi gerekiyor.

Çözüm perdeleri açmak.

Mantıki hiçbir açıklaması yok.

Öyle gerekiyordu, yaptık oldu sahnesi.

Öğreniyoruz ki, Elif’in anne ve babasını amcası öldürülmüş.

Elif, amcasının öldürdüğüne emin zira o gün pencereden atladığını gördü.

Peki neden polise gidip şikayet etmemiş?

Flashback’de amcanın sadece köy halkına kendini açıklamasını gördük.

Halbuki şahit olarak gitse, şikayet etse, tanıklığı kabul edilmez mi?

Tabi ki edilir.

Sonra Elif amcaya verilmiş.

Ve diyor ki, “amcamın evinde tutsak yaşadım.”

Oysa “ben bu aile ile yaşamak istemiyorum” dese, devlet onu yetiştirme yurduna yerleştirirdi.

Niye dememiş?

Ki o süreçte flaschback’de gördük ki, üzerine kapı kilitlendiği falan da  yok.

Açık, demirsiz pencerelerde konuşmaları dinledi durdu.

Hatta evlenmesi için yengesi, “bizde böyle evlendik” diyerek ikna etmeye çalıştı.

Sonuç olarak da Elif, anne ve babasının katili ile aynı evde yaşamak istemediği için evlenmeyi kabul etmiş.

Hatta Sadullah seni oraya göndereceğim diye tehdit ettiğinde, “beni oraya gönderme” diye yalvarıp durdu.

Hadi diyelim ki o dönemde yaşı 18 olduğu için yetimhaneye yerleştirilemedi.

O zaman da kazandığı hukuk fakültesinin peşine düşebilirdi.

İstanbul’a gelip çalışarak okulunu okuma yolunu da seçebilirdi.

Yani Elif’e babadan hiç mi bir şey kalmadı?

Sürünmek, anne babanın katili ile yaşamaktan her halde daha iyidir diye düşünüyorum.

Gelelim zengin eve…

Hamile kötü gelin Bennu, belli ki kocasından gizli biri ile görüşüyor ya da bir işler çeviriyor.

Böyle bir kadın telefonuna şifre koymaz mı?

Tabi ki koyar.

Mesaj metinlerinin ana ekranda çıkmasını bile kapatır.

Ayrıca telefon apple ve şifresiz olma ihtimali yok.

Yemedik yani…

Yemek odası…

Elif’i diğer hizmetli iter ve portakal suyu Bennu’nun üzerine dökülür.

Bennu’nun cümleye dikkat!

“Git odamdan buraya kıyafet getir, banyoda bekliyorum.”

Niye odasına gidip temizlenmiyor?

Çünkü odaya Elif’i yalnız göndermesi, bir sonraki sahne için şart.

Sebep?

Çünkü hizmetlilerin Bennu’nun odadaki telefonunu karıştırması ve suçun Elif’in üzerine kalması gerekiyor.

Bunun için de en uyduruk yol seçilmiş.

Tıpkı perdede olduğu gibi…

Bu arada ilk iş günü dönüşü Elif’in evine birileri giriyor.

Bu nedenle de Bahadır Elif’e, bu gece bizde kal diyor.

Tamam, gayet mantıklı bir teklif.

Ertesi gün…

Sabah işe giderken, Elif koşa koşa eve giriyor ve diyor ki “çantamı alıp geliyorum.”

Niye çantasını o gece o evde bıraktı?

Ya tekrar biri girip çantasını alsaydı?

Ayrıca insan çantasını hiç yanından ayırır mı?

Sebep belli…

Elif’in ev sahibi ile karşılaşması ve ahlaksız teklifi duyması gerekiyordu.

Yine en uyduruk yol seçilmiş.

Perde gibi, telefon gibi…

Bölüm boyunca her endişelendiğinde Elif’in ellerinin titremeleri ve devamlı kahve çay dökmesi sıktı.

Bir kere yapınca, aynı şeyi bir daha yapmamak, yeni bir şey bulmak gerekir diye düşünüyorum.

Hizmetli iki kadın oyuncuyu ilk bölüm için biraz fazla izledik.

Bir ara ana karakterler herhalde bunlar dedim.

İçim kıyıldı.

Elif’in evlilik yüzüğü dizinin başında el değiştirip durdu.

Yüzünü yıkadığı 4. dakikadaki banyo sahnesinde sol elinde, 11.27’de kocası evden çıkınca sağ elde,  21. dakikada mutfakta güvercini aldığı sahnede tekrar sol eldeydi.

Ve reytingler…

Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz geldi ve Dolunay ikinci sıraya düştü.

Beklenen bir şeydi.

Tutsak ise kötü başladı.

Hatta Total’de 4 altı, AB’de 4 sınırı başlangıç için fena bile denilebilir.

Dizinin yapım şirketi Kanal D‘nin eski Ceo’su İrfan Şahin olduğu için, Tutsak için bugün bolca methiyeler düzülmüş ama bu rakamlarla normal koşullarda bir dizi çok da dayanmaz.

Açıkçası dizinin iki güçlü rakip karşısında nefes alabileceğini de pek sanmıyorum.

Keşke daha doğru bir güne konulup, sezonun birincilik koltuğu garantili baba işleri sahaya çıkmadan, bir iki hafta önce görücüye çıkılsaydı.

O zaman Tutsak‘ın kendini anlatabilme şansı daha yüksek olurdu.

Yani bence strateji hatası yapıldı.

Ve son not…

İlk bölümü izlemediyseniz izleyin derim.

Hiç değilse ilk yirmi yedi dakikaya bir bakın.

 

 

2 Responses to " Tutsak Beni Şaşırttı! Ama… "

  1. Sadettin Kanpalta dedi ki:

    Merhaba,
    Aksayan bir sahneye de ben değineyim.
    Sadullah santaj için kullanacağı dosyaları Kenan’ın masasına bırakır gider.

  2. Hasret dedi ki:

    Bence cok sacma bakmissiniz olaylara.zaten dizilerin her bolumu gercek ve mantikli olsaydi kurgu deyil hikaye olurdu.sonucta dizi her saniyede mantik ararsak hic bir dizi izleyemez oluruz.zira hepsi ayni…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.