Ya Kore Bizi Kazıklıyor Ya da Bizde Bir Sorun Var! Bakınız Cennet'in Gözyaşları... | bibaksana

Ya Kore Bizi Kazıklıyor Ya da Bizde Bir Sorun Var! Bakınız Cennet’in Gözyaşları…

Diziler

Written by:

Views: 272

Milyon kez işlenmiş bir konu, birbirinin taklidi sahneler, sıfır merak…

Ve sen yapımcı olarak git Kore’den onca proje içerisinden bu projeyi satın al.

Hadi diyelim ki yapımcı has bel kadar bu projeyi aldı ve elinde patlamaması için satmaya çalıştı.

Peki ya ATV‘nin Kore dizilerinde mütemadiyen çuvallamasını ne yapacağız?

İki dizi aldı, ikisi de banko kötü.

Seven Ne Yapmaz ve Cennet’in Gözyaşları.

Bunun benim açımdan tek bir açıklaması var oda;  “ya para bol ya da para bol.”

Üzgünüm ama her iki projeyi de senaryo aşamasında okuduğum için gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, kağıt üstünde de kötüydüler ve olma ihtimalleri yoktu.

Hatta okuduğum zaman “yapımcıların bunları satacak kanal bulabilmeleri bile bir başarı” yorumunu yapmıştım.

Nitekim de öyle oldu.

Hep aynı klişeler dedim ya, işte size bir örnek…

Yukarıdaki video Cumartesi günü ilk bölümü ile ekrana gelen “Sevda’nın Bahçesi” dizisinden.

Alina Boz‘un canlandırdığı Defne’nin, Baran Bölükbaşı‘nın canlandırdığı Tolga karakteri ile tanışma sahnesi.

Oldukça yaratıcı değil mi?

Hadi gelin şimdi de “Cennet’in Gözyaşları“na gidelim.

Ve Almila Ada‘nın canlandırdığı Cennet karakterinin, Berk Atan‘ın canlandırdığı Selim karakteri ile tanışmasına bakalım.

Her iki dizide de araba ile kazadan kıl payı kurtulmanın yanı sıra, erkek karakterlerin ilk görüşte kadın karakterlerden etkilenme halini de gözden kaçırmamak gerek.

Herkes nasıl bir kıtlıktan ve açlıktan çıktıysa artık.

Bu arada yukarıdaki videonun 54. saniyesine dikkat!

Selim “aynı törene gidiyoruz sanırım” der.

Cennet’in yanındaki vatandaş heyecanla “evet, Cennet ablam mimar oldu” diye konuya atlar.

Niye “evet” diyor, niye “Cennet ablam mimar oldu” diye açıklama yapıyor, anlayan beri gelsin.

Diyalogunuza sağlık…

Mesela daha geçen hafta salı günü ilk bölümü ile ekrana gelen Tutsak dizisi.

Kötü ev sahibi kirayı ödemesi için Elif’i sıkıştırır.

Cennetin Gözyaşları’nda da ev sahibi kira için Cennet’in babaannesine baskı yapar.

Ana kadın karakterin, ana erkek karakterin yanında asistan olması, daha kaç kez işlenecek gerçekten merak ediyorum.

Sonra Sevda’nın Bahçesi‘nde de, Cennet’in Gözyaşları‘nda da; aynı şirkette çalışan, aynı masada dirsek çürüten, yemek yiyen, aile dostu karakterlerin birbirlerinin eşleri ile ilişkide olmalarına ne demeli?

Bakınız Begüm Kütük‘ün canlandırdığı Aylin’in Teoman Kumbaracıbaşı‘nın canlandırdığı Hakan ile ilişkisine.

Bakınız Hazım Körmükçü‘nün canlandırdığı Mahir’in, Ebru Destan‘ın canlandırdığı Özlem ile ilişkisine.

Bakınız Şencan Güleryüz‘ün canlandırdığı Cengiz karakterinin, Esra Ronabar‘ın canlandırdığı Zehra karakteri ile ilgili niyetine.

Sonra bir garip taş devrinden kalma, aynı evin içinde saklambaçtan hallice, garip abudik kubidik gerilimler…

Ve bir türlü yakalanamamalar.

Salt kötüler…

Cennet’e teşekkür babında gönderdiği elbise için “yeni değil, dolabımdan” diyecek kadar etkisiz eleman Melisa’dan bahsediyorum.

Milyon kez yazdım, yine yazıyorum.

Şu kötü karakter yazmayı, kötünün ne işe yaradığını, bizim senaristlerin büyük bir kısmı bir türlü anlayamadı.

Benim de dilimde tüy bitti.

Kötüyü ne kadar zeki ve güçlü yaparsanız, o kadar ana kadın ve erkeğiniz çalışır, nokta.

Her olan bitende annesine ağlayarak koşan zavallı Melisa ne gibi bir entrika çevirebilir ki?

Tabi Cennet’in Gözyaşları‘nda olmazsa olmaz tesadüfler de var.

Şimdi bu yukarıda gördüğünüz iki arkadaş şu an her ne kadar birbirlerinden habersiz olsalar da, çocukluklarında yetimhanede aynı kaderi paylaşmışlar.

Yani Selim yetimhanedeki Ali…

Selim’i bir aile evlat edinmiş ama haberi yok.

Yıllar sonra bu ikilinin karşılaşması, 1. tesadüf.

Cennet’in, anne bir kız kardeşi Melisa ile aynı üniversitede okuması, 2. tesadüf.

Burada yaş farkını Cennet’in babaannesine bakmak için iki yıl üniversiteyi dondurması ile çözmüşler.

Selim’in ailesinin, Melisa’nın ailesi ile ortak bir mimarlık şirketine sahip olması, üçüncü tesadüf.

Selim’e, hem Melisa hem de Cennet’in aşık olmasıysa, dördüncü tesadüf.

Sonra sıfır yaratıcılığa sahip uyduruk sahneler…

Mesela babaanne gazetede Cennet’i terk eden annesinin haberini  görür.

Çekmeceden Arzu’nun resmini çıkarır ve gazetedeki resmin yanına koyar.

Onca yıl o resmi niye saklamış?

Deli mi?

Muhtemelen.

Daha da fenası; odanın içinde resmi yakıyor, sonrada yanar halde bırakıp odadan çıkıyor.

Hop ev yanıyor.

Ve yüz puanlık soru, babaanneyi kim kurtarır?

Tabi ki o sırada Cennet’i arabasıyla eve getiren “hero” Selim.

Flashback…

Arzu’nun Cennet’i doğurduğu sahne.

Doğurur doğurmaz kalkıyor ve  “o benim çocuğum değil” diye bağırarak, yalın ayak halde evden uzaklaşır.

Babaanne Cennet’i emzirmesi için “bu bebek anasız nasıl yaşar” diye peşinden bağırır.

Niye Arzu’yu koşup yakalamaz, durdurmaya çalışmaz?

Cennet’in Gözyaşları için o kadar çok yazılacak şey var ki, sayfalar yetmez.

Hani gerçekten bu kadar çok klişeye, bu kadar çok tesadüfe, bu kadar çok yaptım oldu sonuçlara, ne gerek vardı diyemeden edemiyor insan.

Yani içinizde mi kıyılmadı, aynı şeyleri pişirip pişirip önümüze çıkarmaktan.

Hani insan sıkılır da farklı bir şeyler yapmak ister.

Hiç değilse kendi için.

Sabah sekiz, akşam on yedi mesaisinde çalışan ve birbirini tekrar eden masa başı iş kafası ile dizi mi yapılır arkadaş?

Bu ne?

Yapmayın etmeyin…

Ayrıca sırf moda diye Kore dizisi almayı da bırakın.

Ya da gidin bir fikri olan, zekice işleri bulun.

Benim çekilmesini beklediğim bir iki Kore dizisi var ki, hala nasıl fark edilmediklerini ve onlar yerine milyon kez yapılmış bu dizileri aldıklarını şaşkınlıkla takip ediyorum.

Ve reytingler…

Tabi ki Cennet’in Gözyaşları‘nın karnesi kötü geldi.

Bence artık Atv‘nin hep aynı şeyi yapmaktan vazgeçip, yeni arayışlar içine girmesi, yüzünü biraz daha izlenesi ve farklı hikayelere çevirmesi gerekiyor.

Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz zaten cepte.

Kırgın Çiçekler cepte.

Aşk ve Mavi cepte.

Gerisiyse fena ötesi.

Yazı zaten uyku modunda geçiren ATV‘nin kışı da böyle geçirmesi büyük hata olur, net bilgi.

Ve son not …

Ateşböceği de kan kaybetmeye devam ediyor.

İlk günden itibaren söyleyip durdum, gelinen nokta tamamen senarist ve yapımcı hatası.

Projeyi yönlendiremediler, seyirciyi okuyamadılar ve yönetemediler.

Yani Ateşböceği sezon sonunu göremez, ben şimdiden söyleyeyim.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.