"Koca Koca Yalanlar" Ocak Ayını Görür mü? | bibaksana My title

“Koca Koca Yalanlar” Ocak Ayını Görür mü?

AnasayfaDiziler

Written by:

Views: 238

Baştan söyleyeyim; Koca Koca Yalanlar ‘ın işi, zor ötesi..! 

Tamam…

Kabul ediyorum, biz beğenelim ya da beğenmeyelim ama dizinin kendince bir cümlesi var.

“Karısını aldatan erkeklerin komik maceraları…”

Ancak…

Bence Koca Koca Yalanlar; iki alanda teknik anlamda yanlış tercihler yaparak kendini batırmış bir dizi.

1)Aldatan kocayı kendine taraf seçerek, o karakterin gözü ile hikayeyi anlatmayı seçmesi,

2)Ve yüzyıllık kokuşmuş klişeleri kullanmayı tercih etmesi… 

Evet, kabul ediyorum, biraz sinir bozucu ama senaryo açısından da büyük bir hata. 

Zira bu noktada en saçma olan; hikayeyi Evrim Alasya ‘nın canlandırdığı ana kadın karakter olan Müjgan’ın ağzından dinliyor olmamız.

Yani biz sanki Müjgan’ın günlüğünü okuyoruz ama olaylara bakış açısı, anlatım dili, seçilen taraf Hakan Yılmaz ‘ın canlandırdığı Ahmet karakteri… 

Bir karakterin dış sesini koyuyorsanız, o karakterin bakış açısıyla olaylara bakmanız gerekir. 

Yani ya Müjgan dış sesini koyacaklardı ve biz Müjgan’ın gözünle olayları izleyecektik ya da Ahmet’in dış sesini koyacaklardı ve biz Ahmet’in gözüyle olayları izleyecektik. 

Bence Koca Koca Yalanlar 1. Bölüm, en büyük hatayı burada yapmış. 

Gelelim kokuşmuş yüzyıllık klişelere; 

“Aldatmayan erkek yoktur, yakalanan erkek vardır.”

“Brad Pitt değiliz ya, olsun erkeklerin her zaman gideri var”

“Eğlenilecek değil, evlenilecek kadınım lan ben!”

“Benim kocam asla aldatmaz ki…” diyen ev işleri yapmaktan saçı başı dağılmış halde ortalıkta dolanan saf kadın.

Bu arada saf kadınla ilgili verilen alt metin de enteresan…

Adam kadını yatakta bekliyor.

Peki kadın nerede?

Gecenin bir vakti çamaşır asıyor ve devamlı “hayatım geliyorum” deyip deyip duruyor. 

“Gün çuvala mı girdi, bak adam çağırıyor kadın gitmiyor, bu adam aldatmasın da ne yapsın” bilgisini Koca Koca Yalanlar bölüm boyunca bas bas bağırdı. 

Bu arada Türk dizilerinin olmazsa olmazı, kızını damadı ile ilgili durmadan didikleyen cadı bir kaynana da, 

Evlenmek için karakterinden vazgeçen, sadece yüzüğe odaklanan ve “karısı kadın olsaydı kocasını elinde tutsaydı” diyen zavallı bir kadın da var dizide. 

Evet, kabul ediyorum, Koca Koca Yalanlar sadece bir komedi dizisi.

Yani toplumsal bir mesaj verme ya da “bak bak bak, kötü örnek oluyorlar” denilecek bir tarafı yok.

Olması da gerekmez… 

Ancak ben yine de şunu beklerim;

Komedi ya da dram hiç fark etmez, iyi ya da kötü, karakterlerin inandırıcı olması gerekir.

Yani ben aldatan adama, aldatılan kadına inanmalıyım.

Motivasyonları beni ikna etmeli.

Onca yıl sonra, hayatlarını rutinden çıkarma nedenlerine “olabilir” demeliyim.

Oysa “Koca Koca Yalanlar” da tüm karakterler zayıf ve tutarsız.

Neden sonuç ilişkilerinde problemler var.

Söyledikleri birbirini tutmuyor. 

Bir bölüm içinde farklı sahneler arasında, kendi laflarını çürütebiliyorlar.

Aynı durumlarla ilgili farklı farklı bakış açılarıyla konuşabiliyorlar. 

Küçük iki örnekle size niye böyle düşündüğümü  açıklamaya çalışayım;

Dizinin merkezinde üç adam ve dört kadın var…

Adamlardan biri ezelden beri çapkın, diğeri evlenmek isteyen ama evlenemeyen ideal adam…

Bu iki adam esas adamın kankaları…

Esas adam ise yani Ahmet; çapkın arkadaşının piknikteki telkinleriyle bir anda çapkınlık yapmaya karar verecek kadar ahmak.

Her bir tarafı ayrı oynayan o arkadaşından onca zaman niye etkilenmemiş de, sanki o gün yeni tanışmış ve hemen kanka olmuş gibi anında değişime uğruyor, anlayan beri gelsin.

Bu öyle bir şuursuzluk ki; hemen “evet çapkınlık yapılabilir” deyip, piknikte ağacın kenarında hafifçe bacakları açılmış şekilde kitap okuyan kadına bile, ağzından salya akıta akıta, yiyecek gibi bakarak hayal kurmaya başlıyor.

Peki, Ahmet’in bu ani değişimine biz ikna olduk mu? 

Tabi ki hayır.

Bu arada dip not; keşke kitap okuyan bir kadını bacakları açılmış şekilde tasvir etmeseydiniz.

Ne gerek vardı… 

Başka bir mizansen mi bulamadınız?

Sonra Ahmet’in bu sapık bakışlarını karısı fark ediyor.

Kızıyor, bozuluyor, tepki veriyor.

Peki bir iki gün sonra ne oluyor? 

Müjgan  “Ben bu adamı bir milyon kadının arasına bıraksam dönüp bakmaz, biliyorum tanıyorum ben kocamı” diyor 

Pardon? 

Yahu iki gün önce bu kadın kocasıyla piknikte tam da bu konudan kriz yaşamadı mı?

İyi sıhhatte olsunlar… 

Yani sonuç olarak senaristler, “aldatan adamları komik bir dille anlatalım” diye yola çıkmışlar ama sahneler arasında karakterler için bir istikrar sağlayamamışlar.

Sanki kalabalık bir senaryo grubuyla yazılmış da, her sahne yazılsın diye başka senariste verilmiş gibi…

Sanki karakterin bir önceki sahneleri zahmet edilip okumadan yazılmış gibi…

Ve tesadüfler… 

Ana kadın karakter ve kankaları, Ahmet’in aldattığı bilgisini nasıl öğreniyor?

Kuaförlerindeki manikürcüden…

Nasıl bir tesadüfse artık, manikürcü metresin kankası.

Bu arada yine nasıl bir kankaysa artık, kuaförde önüne gelene yakın arkadaşının özel hayatını ballandıra ballandıra anlatıyor. 

Ve önce esas kadının iki kankası, sonra da ana kadın karakter bu bilgiyi manikürcüden öğreniyorlar.

Pardon…

Haklısınız, alıştık biz bunlara değil mi?

Uğraşmaya gerek yok.

Mantıklı bir neden niye bulunsun ki, öyle ya zaman kaybı…

Nasılsa seyirci her türlü yiyor.

Gelelim Koca Koca Yalanlar’la ilgili diğer notlarıma…

Güldüm mü, hayır.

Dizi su gibi aktı mı, hayır.

Rejiyi sevdim mi, eh işte.

Peki ya oyunculuklar?

Bana fazla karikatür geldi.

Hakan Yılmaz o kadar abartılı bir oyunculuk sergilemiş ki, hani her mimiğinde ben zaten aldatıyorum diye bas bas bağırıyordu.

Lakin buna karşılık kadın karakter kondurmayı bırakın, şüphe bile duymadı.  

Sonuç olarak da; günlüğünü okuduğumuz ana kadın karakter Müjgan,  konsantre salak biri oluverdi.

Peki konsantre salak bir karakterin günlüğü merak edilir mi? 

İşte onu bilemedim… 

En çok Pelin Öztekin ve Rüzgar Aksoy‘un performansını sevdim.

Sadece bu iki isim doğal bir oyunculuk sergilemiş. 

Hoş, senaryoda komedi unsuru zayıf olunca, oyuncuların abartılı oyunları ile, garip kaş göz hareketleri ile, komedi çıkarmak bizde ezelden beri kullanılan uydurmasyon bir teknik.

Koca Koca Yalanlar  da bu yoldan ilerlemeyi tercih etmiş bir proje.

Ez cümle; dizi her üç kategoride de dört reytingin altında kalarak üçüncü sırada yer aldı. 

Yani bırakın Ocak ayını çıkarmayı, 13 bölümü görürse çok şaşırırım, net bilgi.  

3000+ ABONE ARASINA KATIL

Haftalık bültenimize abone olun, yeni içerikleri kaçırmayın.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

İlginizi Çekebilir

“Yasak Elma” nın Yayın Tarihi Belli Ol... Yeni sezon tanıtımlar peş peşe yayınlanıyor ama tarihler bir türlü açıklanmıyor diye hayıflanırken, ilk haber Yasak Elma 'dan geldi. Malum mevz...
“Meryem” Vasat Bir Dizi Olmuş! Hiç uzatmadan direk konuya giriyorum,  Meryem'in üç büyük problemi var:   Senaryo Yönetmen Müzikler Geriye ne kaldı? Hiç. ...
İki Yalancı; Zengin Koca Arayan Kadınların Dramını... Hani Duygu karakteri çalıştığı mağazadan kovulup Bodrum'a gidince, kankası Burcu'nun dolduruşuna gelmiş ve o yüzden yalana ortak olmuştu. Hani Duyg...
Özel Kuvvet Temalı Dizilerde İpi “Savaşçı... Kanal D’nin İsimsizleri, Star’ın Söz’ü ve şimdide Fox TV’nin Savaşçı’sı… En son, ilk iki diziyle ilgili pek de iyi olmayan fikirlerimi yazmış ve jo...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.