Salı Günü "Kızlarım İçin" Dizisini Çıtır Çıtır Yedi! | bibaksana

Salı Günü “Kızlarım İçin” Dizisini Çıtır Çıtır Yedi!

Diziler

Written by:

Views: 61

Kimsenin “Kızlarım İçin” dizisinin gelen karnesine şaşırdığını sanmıyorum.

Zira Salı, haftanın en zor günlerinden biri.

Aynı günde, iyi reyting alan üç dizi ekrana geliyor.

Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Kadın ve Ufak Tefek Cinayetler

Hani sonucu tahmin etmek için işi bilmeye de gerek yok.

Ekran karşısında çekirdek çitleyen Fadime teyzeye de sorsanız “olmaz evladım, tutmaz bu” derdi.

Ha özel bir iş yaparsınız ve o güne koyarsınız eyvallah ama “Küçük Kadınlar” dizisinin başka bir versiyonunu koymak da neyin kafası?

Burada yapılmaya çalışılan, basit ve komik stratejiyi tabi ki de görüyorum.

Fox TV’de “anne” orijinli hikayeye sahip “Kadın” var, biz de “baba” orijinli bir hikaye yapıp karşısına koyalım.

Tey tey tey…

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, “Kızlarım İçin”  çok basit bir kafada yapılmış, matematiği kötü kurulmuş bir iş.

Bu konunun ayrıntılarına gireceğim ancak önce dizinin en büyük sorunlarından biri ile başlamak istiyorum.

Tuvana Türkay.

Siz akşam sofraya yemek koyma sıkıntısı çeken, muzu adetle alan ve parasızlık nedeniyle her gün kavgaların çıktığı bir aileyi anlatacaksınız ama o evin kızının yüzü estetikli olacak.

Estetiğe karşı değilim ama eğer oyuncuysanız, yaptırırken doğal görünmesine özen göstermeniz gerekir.

Göstermiyorsanız da  o burunla ancak “zengin aile kızını” oynayabilirsiniz.

Çünkü ben estetiğim diye bas bas bağırıyor.

O zaman da sorarlar adama; yahu evin kızına kitap alacak paranız yok, estetiğe parayı nereden buldunuz diye…

Ayrıca Tuvana Türkay‘ın Kızlarım İçin dizisinde oyunculuk performansı da çok kötüydü.

Hele hele evden cenazenin çıktığı, babanın kelepçe ile götürüldüğü sahnelerdeki halleri, yapay ötesiydi.

Ne mimikleri, ne vurguları, ne elleri, ne de kolları bana her hangi bir duygu geçiremedi.

Ki birinci bölümün en dramatik anından bahsediyoruz.

Kim Tuvana Türkay‘a bu proje için olur verdiyse yanlış yapmış, net bilgi.

Ve senaryo…

Neden sonuç ilişkilerine kafa patlatmak yerine, yaptık oldu halleri,  masal anlatıyoruz ya nasılsa yerler egosu, her ayrıntıda göze çarptı.

Neler mi?

Mesela aile yokluktan kırılıyor ama İstanbul’da koskoca müstakil ahşap köşkte yaşıyorlar.

Eğer o köşk kira ise kirayı nasıl ödüyorlar?

Eğer o köşk kendi mülkleriyse, neden daha mütevazı bir eve çıkıp o evin kirası ile geçinmiyorlar da, çocukları kitap parasına muhtaç ediyorlar.

Kızlarım İçin‘in neredeyse tüm hikayesi tesadüfler üzerine kurulmuş.

Hatta tesadüfte zirve yapılmış bile diyebilirim.

Hiç yormamışlar kendilerini mantıklı bir sebep bulalım diye.

Kötü bir anne var, kocasının çalıştığı kahve dükkanının sahibi ile yasak ilişki yaşıyor.

Hop, kahvecinin karısı tesadüfen bu ikiliyi sarmaş dolaş bir yerden çıkarken görüyor.

Kardeşlerden gözü yükseklerde olanı bir ayakkabıcıya gidiyor.

Hop, ilerde aşk yaşayacağı zengin esas adamın çapkın kardeşi ile denk geliyor.

Bu arada bir hop daha, en büyük evli ablanın kocası da zaten o zengin aile ile çalışıyor.

Tesadüfe gel…

Bu kadar mı?

Tabi ki değil…

Tuvana Türkay‘ın canlandırdığı Kumru, babasının annesini öldüreceği haberi gelince, eve gitmeye çalışıyor. Hava yağmurlu, taksiler doldu.

Hop çapkın çocuğun zengin ağabeyi, esas adam ile karşılaşıp arabasını çalıyor.

Sonra yine ne tesadüftür ki, ikinci kez hastanede karşılaşıyorlar.

Kahveci adam karısından çok korkuyor ama ilişkileri ortaya çıktıktan sonra, yemiyor içmiyor ertesi gün yasak aşk yaşadığı kadının evine gidiyor.

Tabi birilerine yakalanmaları gerekiyor ya, zekice bir şey bulmak, kafa patlatmak zor.

Adam eve gelir.

Kadınla oynaşır.

Hop gözü havada olan çocuk eve gelir.

Nedense sanki Kanada’da yaşıyormuş gibi, gelen eve rahat girsin diye kapıyı açık bırakır.

Anne ile sevgilisini basar.

Sevgili kaçar, anne kız kavgaya tutuşur.

Kız anneyi öldürür.

Hop, baba açık kapıdan gelir.

Şimdi biliyoruz ki, baba hapse girdiği için doktor kızımız işe girmek zorunda kalacak.

Zengin avukatın annesi de yatalak ve bir türlü bakıcı beğenmiyor.

Kumru bakıcı olarak o evde işe başlayacak.

Zengin adam Kumru’ya aşık olacak.

Bu arada avukat olduğu için de , babanın da avukatlığını yapacak.

Gözü yükseklerde kız, çapkın çocukla çılgın bir aşka yelken açacak.

Kahvecinin oğlu, Kumru avukat ile yakınlaşınca sorunlar çıkaracak.

Onun annesi aldatılan kadın, kötülükler yapacak.

Pardon…

Ben anlamadım, diğer bölümler için neyi merak etmemiz gerekiyor?

Bir de diyalog sorunu var ki akıllara zarar.

Tıp fakültesinde okuyan Kumru’ya annesi “keşke öğretmen olaydın da biran önce para getireydin” dedi.

Sonra yine Tıp fakültesinde okuyan Alper’e annesi (kahvecinin karısı) “keşke mühendis olaydın” dedi.

İyi sıhhatte olsunlar…

Mesela dizinin başında babanın sesinden kızlarını tanıdık.

Baba Kumru için,  “laf aramızda en sevdiğim Kumru” dedi.

Sonra en küçük kız Hüma’yı anlatırken “ona olan sevgimi size nasıl anlatabilirim ki” dedi.

Zaten bir numara Kumru ise diğerlerini anlatmana gerek yok.

Hele ayakkabıcıda geçen diyaloglar…

“Pardon bunun 38’i var mı acaba?”

“Var ama size uygun olduğunu sanmıyorum. Mağazamızın en pahallı modellerinden biri.”

“Param olmadığını nereden biliyorsunuz. Bakın param var işte…”

Güleyim mi ağlayayım mı bilemedim.

Ve Reytingler…

Total’de 3.14 reyting ile 21. sırada, AB’de 2,59 reyting ile 20. sırada yer aldı.

Hani üzerine çok da laf etmeye gerek yok diye düşünüyorum.

Sonuç?

Bir dizi daha Kanal D mezarlığına doğru geri sayıma geçti.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir