Sen Ne Kötü Dizisin "Hayati ve Diğerleri"... | bibaksana

Sen Ne Kötü Dizisin “Hayati ve Diğerleri”…

Diziler

Written by:

Views: 92

Hayati ve Diğerlerini izlerken, bir kez daha anladım ki Kanal D ne yaptığını bilmiyor.

Zira ortada beceriksizlikleri bas bas bağıran bir Drama Departmanı var,

Ve daha da fenası, bir türlü o departmana müdahale edemeyen, siz ne yapıyorsunuz diye soramayan bir de kanal yönetimi var.

Şaka gibi…

Bu drama ekibinin o makama gelişi, yaklaşık iki yıl oldu.

Endemol Shine Türkiye‘nin batmasına çeyrek kala dönemlerdi.

Sonra Endemol battı, ekibin geri kalanı da Kanal D‘ye getirildi.

Yani sözün özü; Kanal D oldu size, küçük Endemol Shine Türkiye.

Ve geldiler geleli de, bir tane doğru düzgün dizi ortaya koyamadılar.

Hoş Endemol’de de Paramparça dışında bir tane tutmuş dizileri yoktu.

Yani demem odur ki; Kanal D yönetimi bu arkadaşlardan ne beklediler de, o koltuklara oturttular bilemiyorum.

Şu an Kanal D‘nin elinde bir Arka Sokaklar var, bir de Vatanım Sensin

Onlarda bu ekipden önce yapılan ve reyting alan projelerdi.

Yeni ekibin yaptıklarıysa, boş gün yakalarlarsa bir iki hafta birincilikte oturuyor, sonra esas olanlar sahaya çıkınca, gümmmm.

Bakınız Meryem

Karşısında rakip yokken rakamlar iyi ama şu an reytingler fena…

Total’de Diriliş Ertuğrul‘un, AB’de de hem Diriliş Ertuğrul hem de Güldür Güldür Show‘un arkasında emeklemiyor, adeta sürünüyor.

O zaman da yazmıştım, rakipsiz sahada birinci olsan neye yarar diye…

Ve rakip çıktı, boyların ölçüsü alındı.

Boşuna hava yapmaya, başarıymış gibi göstermeye gerek yok.

Bir de satın aldıkları bazı diziler var ki, boş gün yakalansa da olmazlar.

Bakınız Hayati ve Diğerleri

Bu ne arkadaş?

Hani Çocuklar Duymasın kötüydü, daha kötüsü olamaz dedik de, oluyormuş onu da gördük.

Şaka gibi…

Hayati ve Diğerleri‘nin yapımcısı İrfan Şahin, Kanal D’nin zirve koltuğundan ineli baya oldu ama dönüşü de pek bir kötü oldu.

Kanal D’ye iki dizi yaptı, ikisi de tutmadı ki kağıt üzerinde de tutmayacağı belliydi.

Hoş İrfan Şahin’in diğer kanallara neden dizi yapmadığını anlamış değilim ya neyse…

Her zaman dediğim şeyi yine söylüyorum; bu ülkede bilerek, işin matematiğini hesap ederek dizi alan kanal yok.

Gelen işler arasından seçme kriterleri; sadece tanış olmak, ilişkiler…

Gerisi faso fiso.

İçlerinden tutarsa tutar, tutmazsa bakınız Kanal D.

Sonuç…

Olan markaya oluyor net bilgi.

Yazık…

Gelelim Hayati ve Diğerleri‘nin olmayan matematiğine…

Bizim dizilerde “şaka çıkarmak için tüm karakterleri aptal yapma” kafasından bir türlü kurtulamadık.

Bir anne var, aptal ötesi…

Bir dayı var, aptal ötesi…

Bir karakol var, tüm ekip aptal ötesi…

Dolandırıcılar var, aptal ötesi…

Ve bir komiser var ki kendisi ana karakter, o daha da aptal ötesi…

Başka kelime bulamıyorum, net bilgi.

Dizi boyunca biri birinin yalancıktan sağ yanağına tokat atıyor, sonra tokadı yiyen yalancıktan diğerinin sol yanağına tokat atıyor.

Bizim de buna gülmemiz bekleniyor.

Ortada bir bebek var, birileri tarafından kaçırılmış,

Kaçıran kişi markete alışverişe gidiyor ve bebeği dışarıda bırakıp markete giriyor.

Sonra o bebek marketin önünden tekerleri boşa çıkınca kayboluyor.

Peki çocuk hırsızları ne yapıyor?

Çocuğu bulmak için karakola gidiyor.

Bunu yazıp biri önünüze koyduğunda; “evladım ateşin mi var, git iyileş öyle gel” denmesi gerekirken, biriler beğenip, ekrana koyup bizim izlememizi bekliyor.

Şu memlekette absürt komedinin ne olduğu çözüldüğünde sanırım hepimiz rahat bir nefes alacağız.

O günleri biz görür müyüz, bilemiyorum tabi.

Masaj sembolü

Daha da fenası, hikayeye göre hafta sonu birinin bebeğe bakması gerekiyor.

Niye?

Sosyal Hizmetler hafta sonu kapalıymış.

Sanırsınız bahsedilen kurum vergi dairesi…

“İşte absürt denilen şey tam da bu, normalde 7/24 açık olan bir kurum hafta sonu kapalı yapılmış” diyenleri alnından öpüyor, iyi sıhhatte olsunlar diyor, olay mahallini terk ediyorum.

Peki sonra ne oluyor?

Bizim ana karakter komiserimiz alıyor bebeği, eve götürüyor ve aklı yarım annesi ile her bir tarafı ayrı oynayan dayısına emanet ediyor.

Hop…

Dayı zengin kadın avlamaya çalışırken, bebeği kadına av ediyor.

Bu arada bizim komiser her ne kadar dizinin başında üstün becerileri olan biriymiş gibi anlatılsa da, aslında kendisi bildiğiniz ergen.

İkircikli karakolunda herkesin ortasında bir masaya oturup, dakikalarca ağzından salyalar akıta akıta aşık olduğu kadın polis memurunu melül melül izliyor.

Of ki of…

Sonra başka bir memur gelip, komiserle dalga geçiyor.

Bu arada paralel kurguda da bir anne hikayesi var.

Komiserin annesini telefonla arayan bir Rus uyruklu kadın,  “ben evlenmek istiyorum” dedi diye Şükran ve arkadaşları tav oluyor.

20.000 TL uçak bileti parası ve 3.000 TL’de harçlık gönderiyorlar.

Peki niye 20.000 TL uçak parası?

Gelini tarifeli uçakla gelecek değilmiş ya…

Miş de miş miş…

Bu arada bu kadar aptal bir kadın olan Şükran anne, Rus uyruklu kadını kamerada gördüğünde “kurban olurum senin gen dizilimine”  diyor.

GEN DİZİLİMİ…

Peh, peh, peh…

Annemiz aptal ama genetik konusunda bilgili…

Gelelim yönetmen ve diğer teknik şeylere…

Üzerine çok fazla söylenecek bir şey yok.

Uzun zamandır izlediğim en dekor kokan projeydi.

Bir mekanda bile gerçeklik hissi yoktu.

Planlar, oyuncu yönetimi ve diğer tüm teknik şeyler, bildiğiniz üzeri örümcek ağı kaplamış, fi tarihinin kafa yapısı ile çekilmiş.

Sonuç?

Şaka yok, dolayısıyla gülmece yok, mekanlar yapay, karakterler yavan, çekimler fena…

Bunun neresi izlenebilir görüldü de yapıldı ve Kanal D‘nin ekranına düştü, bilemedim.

Hayati ve Diğerleri; yer işgalinden başka bir şey değil, net bilgi.

Ve Reytingler

Bu kadar kötü dizi yaparsanız tabi ki sonuç da böyle olur.

Hayati ve Diğerleri, Total’de 3.08 reyting ile 14. sırada, AB’de 3.04 reyting ile 10. sırada yer aldı.

Hemen söyleyeyim yükselme ihtimali de yok.

Çekilen bölümler bitince final yapması kaçınılmaz.

Küçük bir not; burada en merak ettiğim şeyse, Hayati ve Diğerleri dizisinin uygulayıcı yapımcısı olan Seçil İssi

Uygulayıcı Yapımcı nedir?

Tüm oyuncu ve ekiple pazarlık etme niteliğine sahip, bütçenin harcanmasında kontrolü yapabilecek, sette her işin uygulanmasında yetkili kişidir.

Önemli bir mevkidir ve her yapımcı bu kişilere büyük büyük paralar emanet ettikleri için kendi bildiği adamlarla çalışmak ister.

Bu noktada Seçil İssi‘nin kariyerine bakmak gerekir.

Zira kendisinin Cengiz Deveci nereye, o oraya durumu var.

Peki Cengiz Deveci kim?

Kanal D Dramalar Direktörü

Denk gelmiş demek…

Bu arada yine İrfan Şahin‘in sahip olduğu aynı yapım şirketinin, Kanal D’de yayınlanıp yeni final yapan Tutsak isimli dizisinde de, sanat yönetmeni Nilüfer Uzun Deveci‘ydi…

Peki Nilüfer Uzun Deveci kim?

Cengiz Deveci‘nin eşi…

Her halde buda denk gelmiştir.

One Response to " Sen Ne Kötü Dizisin “Hayati ve Diğerleri”… "

  1. Rauf Setenay dedi ki:

    Biz Türkler bu hep bu işte….Bu milletin bir illeti bu.
    En okumuşu da , en cahili de “ilişkilerle iş yapma” hastalığından muzdarip.

    Herşeyi şahsileştirip “reel dünya” ile “kişisel duyguları” ayır(a)madan sürekli birbirine harmanlama, bu “kişisel duyguların” içine küçük çıkar hesaplarını “kişisel motivasyon” olarak iteleme, sonuçta bu harmanın içinde kaybolma hakim kültürün en büyük zaafiyeti.

    Matematitsel, rasyonel düşünme, karar verme hak getire..
    Karar alma mejanizmasında DAiMA “Frontal korteks OUT, Limbik Sistem IN” !

    O Koca koca şirketlerde, büyük büyük plazalarda, kocaman kocaman koltuklarda, adı Bilmeme Direktörü olanlar da maalesef aynı.. Sonuçta karar alma mekanizmalarındaki gelişkinlik cücük kadar küçük ve ilkel kalmış , “rasyonel akıldan azade, duygusal algırla” sınırlanmış durumda.

    Kararlarının isabet oranları da şansa kalmış doğal olarak.

    Onun için de hep Başarıya daha UZAK, Çuvallamaya daha YAKIN !

    Sonra elin oğlu yapınca “adamlar yapmış” derler..
    Ama düşünmezler niye hep “o adamlar” yapıyor diye..

    Bu derece Subjektifliği bir yaşam kültürü olmaktan çıkarıpta, Rasyonelliği yaşam kültürünün ana merkezi haline getirmedikce, daha sittin sene “o yapan adamlar” dan olamazsınız!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir