Üç Kanal, Üç Sunucu ve Üç Cinayet Programı! | bibaksana

Üç Kanal, Üç Sunucu ve Üç Cinayet Programı!

Programlar

Written by:

Views: 121

Seda Akgül, Yasemin Bozkurt ve Balçiçek İlter

Üçü de aynı gün, farklı kanallarda ve farklı saatlerde görücüye çıktı.

Azmettim ve hepsini seyrettim, notlarımı da aldım.

Hemen söyleyeyim, bu programlardan çok da bir şey beklememek gerekir.

Onca cinayet programları seçeneğinin arasında, insanlar bir ya da iki tanesini seçip onun peşinden gidecek.

Bunlardan biri mutlaka Müge Anlı ile Tatlı Sert olacak.

İkinci olarak da büyük ihtimalle, Gerçeğin Peşinde seçilecek.

Zira yaz başında, daha program başlamadan yazmıştım, TV8 herkesin tatile girdiği dönemde, boşluğu doğru değerlendirdi.

Bu sayede de Gerçeğin Peşinde kendisine kemik bir kitle oluşturmayı başardı.

Strateji dediğin zaten böyle bir şeydir.

Sonradan ayarak, herkesle aynı anda aynı işi yaparak değil, önceden boşlukları fark edip doğru hamle yaparak kazanırsın.

Bu arada TV8‘e not, Gerçeğin Peşinde‘nin saati ile devamlı oynayarak hata ediliyor.

En doğru saat  dilimi; 16:15 – 19:30 aralığıydı.

Total’de 56. sırada yer alan, AB’de ise olmayan,  saçma sapan “dizimsi şey” Aşk-ı Roman için programın ayarları ile oynamaya ne gerek var?

Hoş, Aşk-ı Roman‘ın  kalkması yakındır der, buraya da günü gelince kullanmak üzere notumu düşerim.

Neyse…

Dönelim asıl konumuza…

Nedenleriyle, en kötüden en iyiye, taze “cinayet programları” sıralamam…

yasemin bozkurt

En olmamışı, Hayatın Penceresinden…

Evet farkındayım bu aralar hep Kanal D odaklı yazılar yazıyorum ama yapacak bir şey  yok zira bir şekilde denk geliyor.

Beğenmediğim programa ve diziye, beğendim diye yazacak halim de yok.

Neyse o yani…

Ben açıkçası bu gidişatın sonucunda, Kanal D içinde yönetimsel anlamda bir deprem bekliyorum.

Eylül Ekim ayı için, bence kanalın karar verici mercilerinin tek atımlık kurşunu kaldı.

Doğru kullandılar kullandılar yoksa fena…

Bakalım neler olacak.

Bekleyip hep beraber göreceğiz…

Göz kırpan ifadesi

Ve  Hayatın Penceresi

Programın sunucusu Yasemin Bozkurt.

Yapımcı firma ise, Asuman Dabak‘ın iki programını da bir türlü yapamayan Sobe Film.

Öncelikle programın enerjisi yok.

Yasemin Bozkurt; özellikle ses tonu, vurgusu ve konuşma ritmi nedeniyle, eskiden de bana fazla durağan gelirdi, hala öyle geliyor.

İlk program diye mi bilmiyorum ama dün çok heyecanlıydı.

Tekerlekli sandalyedeki adama “yürüyebiliyor musunuz” diyecek kadar ve altı yaşında havuzda boğularak ölen Atakan’ın kaldığı otel müdürüne “hastanenizde doktor yok mu” diye soracak kadar dili sürçtü, aklı hep karıştı durdu.

Telefon bağlantılarında, kamera yerine hep garip garip yerlere, tavana falan baktı.

Bu arada programı Antalya’da havuzda boğulan Atakan Arı ile açtılar.

Muhabirlerinden Mehmet Şahin‘i,  ailenin evine göndermişler.

Oradan canlı yayın yapıldı.

O nasıl bir muhabirse, ajitasyonun dibine vurdukça vurdu.

Deniz gözlüğü güvenlik önlemi mi?

Niye Atakan’dan geriye sadece o deniz gözlüğü kaldı?

Atakan ölünce, aile çocuğun oyuncaklarını mı yaktı?

Bu arada Atakan’ın babası ile ağabeyli konuşmalar falan…

Olmaz, muhabir olmanın bazı kuralları vardır.

Mesafeni belli bir yerde tutman gerekir.

Sonuç olarak, Mehmet Şahin‘i canlı yayına çıkarmadan önce, meslek ağabey ve ablalarının biraz yardımcı olması gerekiyor, benden söylemesi.

Bu canlı bağlantı boyunca, Yasemin Bozkurt ekrandan öylece seyirci gibi olan biteni dinledi.

Ne soru var, ne tepki…

Ekran başında çekirdek çitlerken, “vah vah” diyen kitleden pek de farkı yoktu.

Canlı bağlantı sonucunda da “sizin için hepimiz dua ediyoruz, lütfen duamızı kabul edin, sizi nasıl teselli edeyim ben” dedi ve bağlantıyı kapattı.

Programın amacı teselli etmek mi, olay takibi mi, açıkçası ben anlamadım.

Bu arada program öncesinde iyi çalışılmadığı da net bilgi.

Yasemin Bozkurt, Ukraynalı eşi çocuğunu alıp kayıplara karışan Tuncay’ın olayını işlerken “Tuncay beyin hanımının resmi var mı” diye rejiye sordu.

Yahu sen bilmiyor musun, olup olmadığını?

Hiç mi çalışmadın programdan önce?

Sonra programın avukatı “geldi zaten” dedi de, mevzu “ha öyle mi” ye vardı ve kapandı.

Açıkçası bence bu ekipten; ne cinayet, ne kayıp, ne de olay takibi çıkmaz.

Bu arada 20.08.2017 tarihli Asuman Dabak‘ın programı ile ilgili, aşağıdaki videoyu paylaşmıştım…

Ve yazmıştım…

Asuman Dabak’ın koltuğunun arkasına kamera koyup bize tripod seyrettiren yönetmen sana da selam olsun.

Türkiye’nin önde gelen kanallarından birinde, bu yetenekle sen çalışmayacaksın da kim çalışacak acaba.

Bunu görüp ta ilk programdan itibaren müdahale edemeyen yapımcısı ve Kanal D program müdürü, size de selam osun.

Bu üç satıra aşağıdaki videodaki çözümü bulmuşlar.

İzlerken çok güldüm.

Kameramana, “senin açına döndüğümüzde koş” demişler.

Yazık adama…

Her seferinde zaman tutturmada sıkıntı yaşayıp yaşayıp durdu.

Çekim yapmaya mı, kaçmaya mı konsantre olsun, bir türlü bilemedi.

Değil mi stüdyoyu bu şekilde kurmaya inat ettiniz, matematiği çözemiyorsunuz, hoş bu taş devri kafasını benim anlamam mümkün değil ama hadi neyse, o zaman ben çözümü söyleyeyim, resmi seçmeden önce intercomdan kameramana açıdan çık deyin, çekildikten sonra resmi seçin.

Ayrıca bu beceriksizliğe rağmen nasıl bir kendine güvense artık, sağ ve sol kanatlara aynalı paneller yapmışlar.

Yansımalar hak getire…

Şaka gibi…

star tv

Balçiçek İlter ile Olay Yeri, Eh İşte…

Akıllarınca stratejik davranarak, Vatan Şaşmaz cinayeti ile başladılar.

Ama ilk program için aklımın almasının mümkün olmadığı, bana göre büyük bir beceriksizliğe de imza attılar.

Program 180 dakika ve 120 dakikası doğru düzgün anlaşılmayan, telefon bağlantıları üzerinden yürüdü.

Vatan Şaşmaz‘ı öldüren Filiz Aker‘in yeğeni ve ablası ile telefon bağlantısı yapıldı.

Özellikle ablasının telefon konuşması hiç anlaşılmadı.

Sonra intihar denilip dayaktan öldüğü ortaya çıkan Yonca’nın kayınpederi ve ailesi ile görüşüldü ki, o bağlantılar da kötüydü.

Bu arada olaylarla alakalı bir kişi bile stüdyoda değildi.

İlk programın neredeyse üçte ikisini telefon üzerinden yürütmek, koca bir programcılık hatasıdır.

Hangi kafa ile bu yoldan gidildi, anlamak mümkün değil.

Olmaz, olmadı da zaten.

Şimdi bu arkadaşlar mı program yapıp bize izlettirecek?

“Hadi canım” der ve devam ederim…

Bu arada stüdyo çok basık ve küçük görünüyordu.

Kiremit duvarlar, pencereden görünen gökdelenler falan gözü fazla yordu.

Hoş, çoğu stüdyo bizim ekranda gördüğümüzden küçüktür ve çekim teknikleri ile büyük ve ferah görünür ama nedense onu da yapamamışlar.

Yani stüdyoyu hiç sevmedim.

Balçiçek İlter ile Olay Yeri programının bence fiyaskosu avukattı.

Olaylardan doğru düzgün haberi yoktu ve program esnasında Balçiçek İlter‘e soru sorarak anlamaya çalıştı.

Oturuşu ve rahatlığı bir garipti.

Ekran için bence doğru bir isim değil.

Zira olmadığını programın sonunda gösterdi.

17 yaşında evden kaçan Kübra’nın kayıp mevzusunda, beraber kaçtığı düşünülen otuzlu yaşlardaki Fatih ile ilgili yaptığı yorum içler acısıydı.

“Nedir bu suçun cezası?”

“Bir şey değil…”

Şaka…

Ne demeye çalıştığını ben anlıyorum ama televizyonda derdinizi böyle anlatamazsınız.

O cümlelerden memleketin büyük bir bölümü, “kendi rızası  ile kaçtıysa suç değil” metnini çıkardı.

Peki ya sonra…

Balçiçek İlter‘in 17 yaşındaki çocuk için “evlendilerse” demesine ne demeli?

Aile zaten çocuğu arıyor.

Ailenin haberi olmadan nasıl evlenecek?

Videonun sonunda Kübra’nın annesine dikkat!

“Yanlış programdan yardım bekliyoruz galiba” der gibi bir ifadeyle, “bizim iznimiz olmadan nasıl evlenir, evlenebilir mi?” sorusuyla,  son dakika lafını kibarca ortaya bıraktı ve çekildi.

Balçiçek İlter‘e de konuyu kapatmak düştü.

seda akgül

Her Şey Gerçek’i Beğendim!

İzdivaç programlarında, gelin ve damat adayı transferinden sonra, cinayet programlarında da avukat transferi yapılmaya başladı.

Gerçeğin Peşinde‘nin avukatı Uygar Çöltekin artık Her Şey Gerçek programında.

Oysa ben cinayet araştırma uzmanı Orhan Kemiksiz‘i bir yerlerde görmeyi umuyordum ama avukat hızlı çıktı.

Bu arada Gerçeğin Peşinde‘ye not; kamera arkasında ne yaşanıyor gerçekten merak ediyorum.

Önce Tanju Sürmeli, sonra Orhan Kemiksiz ve son olarak da Uygar Çöltekin.

Üç ay içinde üç kayıp…

Bari Adli Tıp Uzmanı Taner Güven‘i elinizde tutmayı başarın.

Adınız geçimsize çıktı, haberiniz olsun.

Eksi bir sembolü

Neyse dönelim programa….

Öncelikle programa iyi çalışılmış.

Her olayla ilgili güzel bantlar hazırlanmış.

Yani sadece stüdyo konuklarının program heyecanı ile ya da acı ile kesik eksik anlatacakları konuları derleyip topladıkları, olay yerinde ayrıntılı çekimler yaptıkları bantları ekrana getirdiler.

Ayrıca, her röportaj yapılan kişinin önüne, bir kapak yapılmış.

Atıyorum; ismi şu, yaşı şu, ölen kişinin ablası, olay yerine ilk giden ve cenazeleri bulan kişi gibi net, temiz ve olaya kolayca girmenizi sağlayan dokunuşlar düşünülmüş ve tatlı olmuş.

Bu arada Her Şey Gerçek‘in ilk bölümü için 4 konu seçilmiş ve her biri açıkçası ilgimi çekti.

İnce eleyip, sık dokunulmuş.

Merakla programı sonuna kadar izledim.

Ayrıca Avukat Uygar Çöltekin yine nokta atışı sorular sordu ve devreye girdiği zamanlarda programın enerji yükseldi.

Emniyet Müdürü denilen ve ismini bir türlü öğrenemediğim bir uzman daha var ki ,bence olmasa da olur.

Ne doğru düzgün soru sordu, ne de yön verebildi.

Uygar Çöltekin ile anlaşmışken keşke Orhan Kemiksiz ile de anlaşsaydınız.

Harika hamle olurdu.

seda akgül

Seda Akgül  yine ayarı kaçırıp, yüksek perdeden demeç verir gibi konuşup zaman zaman itici oldu.

Arada, “ben ne yapıyorum” der gibi  daldığı anlar da gözden kaçmadı.

Rejiden fark edilip, hemen genele çıkıldı.

Bu arada Seda Akgül‘ün kamerasında acayip bir filtre kullanılmış ve ben buradayım diye bas bas bağırdı.

Herkes net görünürken, Seda Akgül tül perde arkasından konuşur gibiydi.

Sonuç olarak “Her Şey Gerçek” içlerindeki en başarılı, en iyi çalışılmış program.

Biraz dengeye ihtiyacı var, o kadar.

Ama tutarsa içlerinden sadece bu tutar, net bilgi.

Ve Ratingler

Totalde, Yasemin Bozkurt‘un “Hayatın Penceresinden” programı 67. sırada, Seda Akgül‘ün “Her Şey Gerçek” programı 76. sırada yer aldı.

Balçiçek İlter ile Olay Yeri” ilk yüze giremedi.

AB’de ise ilk yüz program arasına sadece Seda Akgül girebildi ve programı 62. sırada yer aldı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect. Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.